Hukuki bir uyuşmazlıkta haklı olmak, davayı kazanmak için tek başına yeterli değildir. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız tablo şudur: esastan son derece güçlü bir dosya, yalnızca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı için mahkemenin kapısından geri döner.

Zorunlu arabuluculuk (dava şartı arabuluculuk), belirli uyuşmazlık türlerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı yasal bir ön koşul hâline getiren düzenlemedir. Bu koşula uyulmadığında mahkeme, uyuşmazlığın esasına hiç girmeden davayı usulden reddeder.

Göktepe Hukuk Bürosu olarak bu rehberde; hangi davaların zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, kapsam dışında kalan istisnaları, kritik süreleri ve emsal kararlar ışığında dava şartının hukuki niteliğini ele alıyoruz.

Dava Şartı Arabuluculuk Nedir? Hukuki Dayanağı

Arabuluculuk, Türk hukukunda kural olarak iradi (tarafların kendi isteğiyle başvurduğu) bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Genel çerçevesi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile çizilmiştir.

Ancak kanun koyucu, yargının iş yükünü azaltmak ve uyuşmazlıkların daha hızlı, gizli ve düşük maliyetli çözülmesini sağlamak amacıyla bazı alanlarda bu yöntemi zorunlu kılmıştır. Bunun hukuki karşılığı HUAK m. 18/A ile düzenlenen “dava şartı olarak arabuluculuk” kurumudur.

Dava şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114. maddesinde sayılmış; aynı maddenin son fıkrasıyla diğer kanunlardaki dava şartı hükümleri de saklı tutulmuştur. Dava şartı yoksa hâkim, HMK m. 115 uyarınca esasa girmeden davayı reddetmek zorundadır.

Kısaca: Zorunlu arabuluculuk bir “tavsiye” değil, mahkemeye erişimin yasal ön kapısıdır.

Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki Davalar (Güncel Liste)

Kapsam, 2018’den bu yana kademeli olarak genişletilmiştir. 7445 sayılı Kanun (7. Yargı Paketi) ile 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme, kapsamı önemli ölçüde genişletmiştir. Bugün itibarıyla dava şartı arabuluculuğa tabi başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:

1. İş Hukukundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar

Zorunlu arabuluculuğun ilk uygulandığı alandır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talepleri dava şartı arabuluculuğa tabidir.

Bu kapsamda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, kötüniyet tazminatı ve ayrımcılık tazminatı talepleri yer alır.

2. Ticari Davalar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri 1 Ocak 2019’dan bu yana zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. 7445 sayılı Kanun ile bu kapsama itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da açıkça eklenmiştir.

3. Tüketici Uyuşmazlıkları

28 Temmuz 2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a eklenen 73/A maddesi, tüketici mahkemelerinde açılacak davalar için arabuluculuğu dava şartı hâline getirmiştir.

Burada kritik olan parasal sınırdır. Ticaret Bakanlığı’nın duyurusuna göre 2026 yılı tüketici hakem heyeti parasal sınırı 186.000 TL olarak belirlenmiş olup, bu düzenleme 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yapılan başvurularda uygulanmaktadır. Bu tutarın altındaki uyuşmazlıklar tüketici hakem heyetlerinin görev alanına girer; 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekir.

4. Kira, Taşınmaz ve Komşuluk Uyuşmazlıkları

7445 sayılı Kanun’un getirdiği en geniş kapsamlı yenilik budur. HUAK m. 18/B uyarınca aşağıdaki uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır:

  • Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (tahliye, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması, kira alacağı dâhil)
  • Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları
  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar
  • Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar

Buradaki en önemli istisnaya dikkat edilmelidir: Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunlu değildir.

5. Tarımsal Üretim Sözleşmelerinden Doğan Davalar

5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, tarımsal üretim sözleşmesinden doğan davalarda da arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Özet Tablo

Uyuşmazlık Alanı Yasal Dayanak Yürürlük Dikkat Edilecek Nokta
İşçi–işveren alacakları, işe iade 7036 s.K. m. 3 01.01.2018 İş kazası tazminatları hariç
Ticari alacak, tazminat, menfi tespit, itirazın iptali TTK m. 5/A 01.01.2019 Konusu para olmalı
Tüketici mahkemesi davaları 6502 s.K. m. 73/A 28.07.2020 2026’da 186.000 TL sınırı
Kira, kat mülkiyeti, komşu hakkı, ortaklığın giderilmesi HUAK m. 18/B 01.09.2023 İlamsız icra ile tahliye hariç
Tarımsal üretim sözleşmesi 5488 s.K. m. 13 2020 Sözleşmeye dayalı olmalı

Zorunlu Arabuluculuk Kapsamı Dışında Kalan Uyuşmazlıklar

Genel kural olarak, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği işler arabuluculuğa elverişli değildir. Başlıca kapsam dışı hâller:

  • İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara ilişkin rücu davaları (7036 s.K. m. 3/3)
  • Hizmet tespiti davaları (kamu düzenine ilişkin olması ve SGK’nın taraf sıfatı nedeniyle)
  • İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri
  • Çekişmesiz yargı işleri ve nüfus kayıtlarına ilişkin davalar
  • Aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar
  • Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar ile tüketici işleminden kaynaklanan ve taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklar (tapu iptali ve tescil gibi)
  • Parasal sınır altında kalıp tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklar

Emsal Kararlar Işığında: Dava Şartının Hukuki Niteliği

Anayasa Mahkemesi: Zorunluluk Hak Arama Özgürlüğünü İhlal Etmiyor

Zorunlu arabuluculuğun Anayasa’ya aykırılığı iddiası yüksek mahkeme önüne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi, 11.07.2018 tarihli ve E. 2017/178, K. 2018/82 sayılı kararında, dava şartı arabuluculuğun hak arama hürriyetinin özüne dokunmadığı ve ölçüsüz bir sınırlama oluşturmadığı gerekçesiyle iptal talebini reddetmiştir. Mahkemeye göre bu tür yöntemlere başvurulup başvurulamayacağı hususu, adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilmek kaydıyla kanun koyucunun takdir yetkisindedir.

Anayasa Mahkemesi’nin 2024 Kararı ve Değişen Yaptırım Rejimi

Uygulamada en çok merak edilen konu, ilk toplantıya katılmamanın sonucudur. Bu noktada 2024 yılında köklü bir değişiklik yaşanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, 14 Mart 2024 tarihli ve E. 2023/160, K. 2024/77 sayılı kararıyla, ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmasını ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini öngören düzenlemeyi iptal etmiştir. Mahkeme, bu hükmün mülkiyet hakkı ile mahkemeye erişim hakkını orantısız biçimde sınırladığı sonucuna varmıştır.İptal kararı üzerine kanun koyucu 7531 sayılı Kanun (9. Yargı Paketi) ile Kasım 2024’te yeni bir denge kurmuştur: Geçerli mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve karşı taraf lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin yarısını öder.

Bu nedenle internette hâlâ dolaşan “tam sorumluluk” bilgisi güncelliğini yitirmiştir.

Tamamlanamaz Dava Şartı Yaklaşımı

Yerleşik uygulamada arabuluculuk dava şartı “tamamlanamaz” nitelikte kabul edilmektedir. Yani dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulması, eksikliği gidermez.

Güncel bir uygulama örneği bu yaklaşımı somutlaştırmaktadır: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2025/417, K. 2026/154 sayılı ve 27.02.2026 tarihli kararında mahkeme, 1 Eylül 2023’ten sonra açılan menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunduğunu tespit etmiş; davacıya son tutanağı sunması için kesin süre verilmesine rağmen bu yükümlülük yerine getirilmediğinden davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.

Menfi tespit davalarının kapsama girip girmediği bir dönem tartışmalı olmuştur. Bazı bölge adliye mahkemeleri bu davaların “eda davası” niteliğinde olmadığını savunmuşsa da, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi sonraki kararlarında menfi tespit davasının özünde bir miktar paraya dayandığı gerekçesiyle arabuluculuk yolunun kapatılmaması gerektiği yönünde görüş belirtmiştir.

Uygulamadan Vaka Örnekleri

Teorik çerçeveyi somutlaştırmak için, kimlik bilgisi içermeyen üç varsayımsal senaryo üzerinden değerlendirelim:

Senaryo 1 – Kira bedelinin tespiti: Bir kiraya veren, on yıldır süren kira ilişkisinde bedelin piyasa rayicinin çok altında kaldığını düşünerek doğrudan sulh hukuk mahkemesinde kira tespit davası açar. Uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklandığı için HUAK m. 18/B kapsamındadır; arabuluculuk son tutanağı bulunmadığından davanın usulden reddi gündeme gelebilir. Bu arada kira tespit davasının geriye etkili sonuç doğurabilmesi için gereken süre de kaçırılmış olabilir.

Senaryo 2 – İşçi alacağı: Ücretleri düzensiz ödenen bir işçi, haklı nedenle fesih sonrası doğrudan iş mahkemesine başvurur. Zorunlu arabuluculuk aşaması atlandığı için dava usulden reddedilir; işçi süreci baştan başlatmak zorunda kalır. Bu gecikme, beş yıllık zamanaşımı bakımından risk yaratabilir.

Senaryo 3 – İlk toplantıya katılmama: Kendisine arabuluculuk daveti gelen bir şirket, “nasılsa haklıyız” düşüncesiyle toplantıya katılmaz. Dava sonunda kısmen haklı çıksa dahi, güncel düzenleme uyarınca karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısı ve vekâlet ücretinin yarısı bakımından sorumluluk doğabilir.

Elbette bu değerlendirmeler geneldir; somut olayın özelliklerine ve hâkimin takdir yetkisine göre sonuç değişebilir.

Süreç Nasıl İşler? Kritik Süreler

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna yapılır. Büro, sicile kayıtlı bir arabulucu görevlendirir.

  1. Görüşme süresi: Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci en geç üç hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır; zorunlu hâllerde bu süre bir hafta uzatılabilir.
  2. Zamanaşımı: Başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
  3. İşe iade özel süresi: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalı; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde dava açılmalıdır.
  4. Son tutanak: Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanağın aslı veya arabulucu onaylı örneği dava dilekçesine eklenmek zorundadır; aksi hâlde dava usulden reddedilir.
  5. Ücret: Anlaşma sağlanamaması hâlinde ilk iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır; anlaşma hâlinde ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit ödenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arabuluculuğa başvurmadan dava açarsam ne olur?

Mahkeme, davanın esasını incelemeden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verir. Arabuluculuk dava şartı tamamlanamaz nitelikte kabul edildiğinden, dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurmak bu eksikliği gidermez. Süreci baştan başlatmak gerekir.

Boşanma davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır. Boşanma, velayet ve nafaka gibi tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği aile hukuku uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli değildir. Bu davalar doğrudan aile mahkemesinde açılır.

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk her hâlde zorunlu mu?

Kural olarak evet; kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 1 Eylül 2023’ten itibaren dava şartı arabuluculuğa tabidir. Ancak kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin süreçler bu zorunluluğun dışındadır.

Arabuluculukta anlaşırsak belge nasıl bir güç taşır?

Arabuluculuk anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi alındığında mahkeme ilamı gibi icraya konulabilir. Taşınmazla ilgili anlaşma belgelerinde bu şerhin alınması zorunlu olup, şerh taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Bu nedenle imzalanacak metnin kapsamı ve feragat ifadeleri titizlikle incelenmelidir.

Avukat Selin Göktepe Anlatıyor

Zorunlu arabuluculuk, hukuki hakkınızı kullanmanın önündeki bir engel değil; doğru yönetildiğinde hızlı ve kesin sonuç üreten bir müzakere zemindir. Ancak kapsam, süre ve yetki kurallarındaki en küçük hata dahi davanın kaderini belirleyebilmektedir.

Göktepe Hukuk Bürosu olarak, uyuşmazlığın hangi kategoriye girdiğinin tespitinden arabuluculuk masasındaki temsile ve anlaşma belgesinin kaleme alınmasına kadar sürecin tamamında hukuki destek sunuyoruz. Her somut olay kendine özgü koşullar barındırdığından, adım atmadan önce dosyanıza özel bir hukuki değerlendirme yaptırmanız, telafisi güç hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından belirleyici olacaktır.

Hukuki Bilgi Notu

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut durumunuz için bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.