İhtiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Arasındaki Fark Nedir?

Arabuluculuk, Türk hukuk sisteminde artık istisnai bir yol değil, uyuşmazlıkların önemli bir kısmında ana güzergâh hâline gelmiştir. Ancak uygulamada en sık karşılaştığımız kafa karışıklığı şudur: Arabuluculuğa gitmek her zaman zorunlu mudur, yoksa bir tercih midir?

Cevap ikisi de olabilir. Türk hukukunda arabuluculuk, ihtiyari (isteğe bağlı) arabuluculuk ve zorunlu (dava şartı) arabuluculuk olmak üzere iki farklı rejime tabidir. Bu iki kurumun temeli aynı kanuna dayansa da; kapsamı, süreleri, ücretlendirmesi ve en önemlisi ihlalinin sonuçları birbirinden tamamen farklıdır.

Bu ayrımı bilmemek, sadece teorik bir eksiklik değildir. Yanlış rejim varsayımıyla açılan bir dava, esasa hiç girilmeden usulden reddedilebilir; kaçırılan bir süre, aylarca beklenen hakkı bir anda tartışmalı hâle getirebilir. Göktepe Hukuk Bürosu olarak bu rehberde, iki kurumu mevzuat, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ile varsayımsal vaka örnekleri eşliğinde karşılaştırıyoruz.

Arabuluculuğun Yasal Çerçevesi: 6325 Sayılı Kanun

Arabuluculuğun temel yasal dayanağı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK)‘dur. Kanun, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin (arabulucunun) sistematik teknikler uygulayarak tarafları bir araya getirdiği, ancak taraflara çözüm dayatmadığı bir süreci düzenler.

HUAK m. 1/2 uyarınca arabuluculuk, kural olarak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Bu ölçüte “arabuluculuğa elverişlilik” denir ve hem ihtiyari hem zorunlu arabuluculuk için geçerli olan ortak süzgeçtir.

Aynı hüküm gereği, aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Benzer biçimde, kamu düzenini yakından ilgilendiren ve tarafların iradesiyle sonlandırılamayacak konular (örneğin hizmet tespiti talepleri, soybağına ilişkin davalar) da arabuluculuk yoluyla çözülemez.

Basit anlatımla: Arabuluculuğa elverişlilik “bu konu arabulucuya götürülebilir mi?” sorusuna cevap verir. Dava şartı olup olmaması ise “bu konu arabulucuya götürülmek zorunda mı?” sorusuna cevap verir. İkisi farklı sorulardır.

İhtiyari Arabuluculuk Nedir?

İhtiyari arabuluculuk, tarafların kanuni bir zorunluluk olmaksızın, tamamen kendi iradeleriyle arabulucuya başvurdukları süreçtir. Yasal dayanağı HUAK m. 13 olup, taraflar dava açılmadan önce başvurabilecekleri gibi, dava görülmekte iken de arabuluculuğa gidebilirler.

Bu yolun en belirgin özelliği esneklikte toplanır. Süreç, tarafların belirlediği takvimde ilerler; kanun burada arabulucuya azami bir sonuçlandırma süresi dayatmaz. Taraflar arabulucuyu doğrudan seçebilir, görüşme yöntemini ve gündemini birlikte şekillendirebilir.

İhtiyari arabuluculuğun tipik kullanım alanları

  • Dava şartı kapsamında olmayan iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri (7036 s. K. m. 3/3 uyarınca bu davalarda arabuluculuk dava şartı değildir; ancak ihtiyari olarak yürütülebilir)
  • Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin protokol müzakereleri (boşanmanın kendisi arabuluculuğa elverişli değildir)
  • Fikri ve sınai mülkiyet hakları ile lisans ilişkilerinden doğan, para alacağına indirgenmemiş uyuşmazlıklar
  • Ortaklar arasındaki, dava şartı kapsamına girmeyen kurumsal ihtilaflar
  • Devam eden bir davanın, tarafların ortak talebiyle uzlaşmaya taşınması

Dikkat: İhtiyari arabuluculuk “önleyici” bir ibra aracı değildir

Uygulamada bazı işverenlerin, henüz ortada somut bir uyuşmazlık yokken işçiye ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalattığı görülmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu tür pratiklere karşı net bir sınır çizmiştir: Gerçek bir uyuşmazlık bulunmadan, iş sözleşmesi devam ederken düzenlenen “önleyici” nitelikteki tutanakların geçerliliği tartışmaya açıktır (Yargıtay 9. HD, E. 2025/2722, K. 2025/4874).

Aynı Daire, iş sözleşmesi fiilen sona ermeden imzalatılan ve ibra ifadeleri içeren arabuluculuk anlaşma belgelerini de benzer gerekçelerle denetlemiştir (Yargıtay 9. HD, 03.03.2025, E. 2024/15165, K. 2025/2237). Kararların ortak mantığı şudur: Arabuluculuk, var olan bir uyuşmazlığı çözmek içindir; doğmamış hakları peşinen tasfiye etmek için değil.

Zorunlu (Dava Şartı) Arabuluculuk Nedir?

Zorunlu arabuluculuk, kanun koyucunun belirli uyuşmazlık türleri bakımından dava açabilmenin ön koşulu olarak öngördüğü arabuluculuktur. Usul çerçevesi HUAK m. 18/A‘da düzenlenmiştir.

Buradaki zorunluluk, anlaşma zorunluluğu değildir. Taraflar arabulucuya başvurmak ve ilk toplantıya katılmakla yükümlüdür; ancak anlaşıp anlaşmamakta tamamen serbesttir. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak, dava yolunu açan belgedir.

Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır?

Uyuşmazlık Türü Yasal Dayanak Yürürlük
İşçi–işveren alacak ve tazminatları ile işe iade talepleri 7036 s. İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 01.01.2018
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat talepleri 6102 s. TTK m. 5/A 01.01.2019
Tüketici mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıklar (kanuni istisnalar hariç) 6502 s. TKHK m. 73/A 28.07.2020
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç) 6325 s. HUAK m. 18/B-1(a) 01.09.2023
Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi 6325 s. HUAK m. 18/B-1(b) 01.09.2023
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 s. HUAK m. 18/B-1(c) 01.09.2023
Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 s. HUAK m. 18/B-1(ç) 01.09.2023

Bu listenin son dört kalemi, kamuoyunda 7. Yargı Paketi olarak bilinen 7445 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Kira uyuşmazlıklarının kapsama alınması, özellikle tahliye ve kira bedelinin tespiti taleplerinde uygulamayı köklü biçimde değiştirmiştir.

Kapsamı belirlerken en sık yapılan hata

Uyuşmazlığın “iş”, “ticaret” veya “kira” ilişkisiyle bağlantılı olması tek başına yeterli değildir. Belirleyici olan, ileri sürülen talebin türü ve kanundaki istisnalardır.

Örneğin ticari davalarda dava şartı, yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri bakımından geçerlidir. Kira uyuşmazlıklarında ise İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliye yolu açıkça kapsam dışı bırakılmıştır. Somut olayda birden fazla talep birlikte ileri sürülüyorsa, her talep ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Temel Farklar: Karşılaştırmalı Tablo

Kriter İhtiyari Arabuluculuk Zorunlu (Dava Şartı) Arabuluculuk
Hukuki niteliği Tarafların serbest iradesi Kanuni dava ön şartı
Yasal dayanak HUAK m. 13 vd. HUAK m. 18/A ve 18/B, özel kanunlar
Başvuru zorunluluğu Yok Var; yerine getirilmezse dava açılamaz
Başvuru mercii Doğrudan seçilen arabulucu Kural olarak adliyedeki arabuluculuk bürosu
Arabulucunun seçimi Taraflarca serbestçe belirlenir Büro tarafından listeden görevlendirilir (taraflar birlikte belirlerse o kişi atanır)
Azami süre Kanuni üst sınır yok Uyuşmazlık türüne göre 3–6 hafta (uzatmalı)
Ücret Kural olarak taraflarca eşit karşılanır Anlaşmama hâlinde ilk iki saatlik kısım Adalet Bakanlığı bütçesinden
İhlalin yaptırımı Yok Davanın usulden reddi (HUAK m. 18/A-2)
Toplantıya katılmama yaptırımı Yok Yargılama gideri ve vekâlet ücreti bakımından mali sonuç doğurur
Anlaşma belgesinin gücü İlam niteliğinde belge olabilir İlam niteliğinde belge olabilir

Tablodaki son satır özellikle dikkat çekicidir: İhtiyari arabuluculukta varılan anlaşma, icra gücü bakımından zorunlu arabuluculuktakinden zayıf değildir. İki rejim arasındaki fark, sürecin başlangıcında ve usulünde yoğunlaşır; sonucunda değil.

Süreler Bakımından Fark: Zorunlu Arabuluculukta Saat

İhtiyari arabuluculukta süreci taraflar yönetir. Zorunlu arabuluculukta ise kanun, arabulucuya azami sonuçlandırma süresi yüklemiştir. Bu süreler, dosyanın hangi rejime tabi olduğunu belirlemenin pratik bir göstergesidir.

Uyuşmazlık Türü Asıl Süre Uzatma
İş uyuşmazlıkları 3 hafta En fazla 1 hafta
Ticari uyuşmazlıklar 6 hafta En fazla 2 hafta
Tüketici uyuşmazlıkları 3 hafta En fazla 1 hafta
Kira, kat mülkiyeti, komşu hakkı, ortaklığın giderilmesi 3 hafta En fazla 1 hafta
İhtiyari arabuluculuk Kanuni üst sınır yok —

Buna ek olarak, işe iade talepleri bakımından çok daha sıkı bir takvim işler: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalı; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Burada iyi haber, her iki rejim için de geçerlidir. HUAK m. 16/2 uyarınca, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz.

Yani arabuluculuk masasında geçirilen haftalar, alacağınızın zamanaşımına uğramasına katkı yapmaz. Zorunlu arabuluculukta süreç arabuluculuk bürosuna başvuruyla; ihtiyari arabuluculukta ise taraflardan birinin davetinin karşı tarafa ulaşmasıyla başlar.

Bu nedenle, zamanaşımı sınırına yaklaşmış bir alacakta ihtiyari arabuluculuk başvurusu, stratejik bir zaman kazanma aracı olarak da değerlendirilebilir. Ancak sürecin usulüne uygun biçimde belgelenmiş olması şarttır; aksi hâlde durmanın ispatı sorun yaratabilir.

Anlaşma Belgesinin Hukuki Niteliği ve İcrası

Arabuluculuk sonunda anlaşma sağlanırsa, düzenlenen belge yalnızca ahlaki bir taahhüt değildir. HUAK m. 18 uyarınca taraflar, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesini sulh hukuk mahkemesinden talep edebilir.

Daha da önemlisi: Taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın doğrudan ilam niteliğinde belge sayılır. Bu kural, ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk ayrımı yapılmaksızın uygulanır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dava şartı arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma belgesiyle ilamsız icra takibi başlatılmasında da alacaklının hukuki yararının bulunduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 9. HD, 10.10.2022, E. 2022/12111, K. 2022/11575). Yani alacaklı, ilamlı icra yolunu tercih etmek zorunda değildir.

HUAK m. 18/5 ise kritik bir sınır getirir: Üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu nedenle anlaşma belgesinin kapsamı, imzadan önce satır satır okunmalıdır.

Anlaşma belgesi her koşulda dokunulmaz mıdır?

Hayır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, arabuluculuk anlaşma belgesinin maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını; kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma (gabin), yanılma, aldatma, korkutma veya sahtelik iddialarının ileri sürülebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD, E. 2025/4126, K. 2025/5830; ayrıca aynı yönde E. 2023/12588, K. 2023/17975).

Ancak bu, kolay bir yol değildir. İrade bozukluğunun ispatı yüksek delil standardı gerektirir ve TBK m. 39 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Genel kural olarak, imzalanmış bir anlaşma belgesini sonradan iptal ettirmek; imzadan önce doğru adımı atmaktan çok daha zahmetlidir.

Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Zorunlu Arabuluculuk

Zorunlu arabuluculuk, hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasa m. 36 karşısında yıllardır tartışılmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin bu alandaki içtihadı, kurumu ilke olarak ayakta tutan; ancak orantısız yaptırımları ayıklayan bir çizgide gelişmiştir.

1. Dava şartı arabuluculuk ilke olarak Anayasa’ya aykırı değildir

Anayasa Mahkemesi, 11.07.2018 tarihli ve E. 2017/178, K. 2018/82 sayılı kararıyla, iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğu dava şartı olarak öngören düzenlemenin iptali istemini reddetmiştir. Mahkemeye göre, uyuşmazlıkların yargı dışı yollarla daha hızlı ve düşük maliyetle çözülmesi meşru bir amaçtır ve dava şartı, hak arama hürriyetinin özüne dokunmamaktadır.

2. Toplantıya katılmama yaptırımı ölçüsüz bulunarak iptal edilmiştir

Anayasa Mahkemesi, 14.03.2024 tarihli ve E. 2023/160, K. 2024/77 sayılı kararıyla (RG: 18.04.2024), ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulmasını ve lehine hiç vekâlet ücretine hükmedilmemesini iptal etmiştir. Gerekçe: Haklılığı yargı kararıyla ortaya çıkan tarafa aşırı külfet yükleyen bu kural, mülkiyet hakkı ve mahkemeye erişim hakkı bakımından orantısızdır.

Kanun koyucu, iptal kararı yürürlüğe girmeden önce 7531 sayılı Kanun ile HUAK m. 18/A-11’i yeniden düzenlemiştir. Güncel hükme göre ilk toplantıya geçerli mazeret olmaksızın katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Uyarı: İnternette hâlâ “yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur” biçimindeki mülga metni aktaran çok sayıda kaynak bulunmaktadır. Güncel düzenleme “yarısı” esasına dayanmaktadır.

3. Şekli gerekçelerle usulden ret, hak ihlali oluşturabilir

Anayasa Mahkemesi’nin 18.02.2026 tarihli, B. No: 2025/52228 sayılı bireysel başvuru kararı (RG: 06.08.2026), uygulamadaki katı biçimciliği hedef almıştır. Karara konu olayda, arabuluculuk başvuru formundaki küçük eksiklikler gerekçe gösterilerek işe iade davasının “dava şartı yokluğu”ndan reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi, 03.06.2025 tarihli ve E. 2024/157, K. 2025/121 sayılı kararıyla, asıl işveren–alt işveren ilişkisinde işe iade arabuluculuğunda anlaşmanın işverenlerin birlikte katılımına bağlanmasını düzenleyen 7036 s. K. m. 3/15 hükmünü iptal etmiştir.

Bu kararların somut bir dosyaya etkisi, olayın özelliklerine ve karar tarihindeki mevzuat durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamadan Varsayımsal Örnekler

Teorik ayrımın günlük hayatta nasıl karşılık bulduğunu üç senaryoyla somutlaştıralım. Aşağıdaki örnekler tamamen varsayımsal olup, gerçek dosyalarla ilişkili değildir.

Senaryo 1: Yanlış rejim varsayımı davayı bitirir

Bir işveren, kiracısı olduğu iş yerinin sahibine karşı kira bedelinin tespiti davası açmak istemektedir. Vekili, uyuşmazlığın kira ilişkisinden doğduğunu bildiği hâlde arabulucuya başvurmadan doğrudan sulh hukuk mahkemesine dava açar.

Olası sonuç: HUAK m. 18/B-1(a) kapsamındaki bu uyuşmazlıkta arabuluculuk dava şartıdır. Mahkeme, davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması için ihtarlı davetiye gönderir; gereği yerine getirilmezse dava esasa girilmeden usulden reddedilir. Kaybedilen yalnızca zaman değil, harç ve vekâlet ücretidir.

Senaryo 2: İhtiyari arabuluculuk zamanaşımını durdurur

Bir işçi, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmektedir. Bu talep, 7036 s. K. m. 3/3 uyarınca dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Ancak zamanaşımı süresinin dolmasına kısa süre kalmıştır ve deliller henüz toplanmamıştır.

Olası değerlendirme: Taraf, ihtiyari arabuluculuk başvurusu yaparak HUAK m. 16/2’nin sağladığı durma imkânından yararlanabilir. Süreç boyunca bilirkişi raporu ve tedavi evrakı tamamlanabilir. Genel kural olarak bu, hem müzakere hem de dava hazırlığı bakımından değerli bir alan açar.

Senaryo 3: Toplantıya katılmamanın bedeli

Bir şirket, kendisine karşı yapılan ticari alacak arabuluculuk başvurusunu “nasılsa haksızlar” diyerek ciddiye almaz ve mazeret bildirmeden ilk toplantıya katılmaz. Süreç anlaşmama ile biter, dava açılır ve şirket davayı büyük ölçüde kazanır.

Olası sonuç: Şirket kazandığı davada dahi, güncel HUAK m. 18/A-11 uyarınca karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulabilir ve lehine yalnızca vekâlet ücretinin yarısına hükmedilebilir. Katılmamanın maliyeti, haklılıkla telafi edilememektedir.

Ücret ve Masraf Farkı

Ücret rejimi, iki kurum arasındaki en pratik farklardan biridir ve tarafların davranışını doğrudan etkiler.

İhtiyari arabuluculukta, aksi kararlaştırılmadıkça ücret ve masraflar, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte olan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenir ve taraflarca eşit olarak karşılanır.

Zorunlu arabuluculukta ise devlet devrededir. Taraflar anlaşamazsa, iki saati aşmayan kısma ilişkin ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. İki saati aşan görüşmelerde, aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir. Anlaşma sağlanırsa ücret, aksi kararlaştırılmadıkça Tarife uyarınca taraflarca karşılanır.

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle nihai yükü, dava sonundaki haklılık durumu belirler.

Rejimden Bağımsız Ortak İlkeler

Süreç ister ihtiyari ister zorunlu olsun, masada güçlü oturmanın koşulları değişmez. Göktepe Hukuk Bürosu olarak dosyalarımızda gözlemlediğimiz en belirleyici etken, hazırlık asimetrisidir.

  • Belgelerinizi eksiksiz toplayın: Sözleşme, yazışmalar, dekontlar, bordrolar, ihtarnameler, tutanaklar.
  • Talebinizi kalem kalem sayısallaştırın: “Alacağım var” değil, hangi kalemden ne kadar ve hangi tarih aralığında.
  • Alt sınırınızı önceden belirleyin: Masada duygusal baskı altında karar vermek, en sık rastlanan hatadır.
  • İmzalayacağınız metni satır satır okuyun: “Tüm alacaklarımı aldım, başkaca talebim yoktur” tarzı genel ibra ifadeleri, HUAK m. 18/5 nedeniyle ileride dava yolunu kapatabilir.
  • İlk toplantıyı asla mazeretsiz ıskalamayın: Katılmamanın mali yaptırımı, haklılıkla ortadan kalkmaz.
  • Anlaşamasanız bile son tutanağı dikkatle inceleyin: Tutanakta yer alan veya yer almayan talepler, açılacak davanın kapsamını etkileyebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İhtiyari arabuluculuk ile zorunlu arabuluculuk arasındaki temel fark nedir?

Temel fark, başvurunun kanuni bir dava ön şartı olup olmadığıdır. Zorunlu (dava şartı) arabuluculukta, kanunda sayılan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmadan dava açılamaz; açılırsa dava usulden reddedilir. İhtiyari arabuluculukta ise başvuru tamamen tarafların iradesine bağlıdır ve başvurmamanın hiçbir usuli yaptırımı yoktur.

Zorunlu arabuluculuğa başvurmadan dava açarsam ne olur?

HUAK m. 18/A-2 uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir. Son tutanağın dava dilekçesine eklenmediği hâllerde mahkeme, davacıya bir haftalık kesin süre verir; bu süreye uyulmazsa dava yine usulden reddedilir. Ret kararı esasa ilişkin olmadığından, dava şartı tamamlanarak yeniden dava açılabilir; ancak bu arada süreler işlemeye devam eder.

İhtiyari arabuluculukta varılan anlaşma icra edilebilir mi?

Evet. Taraflar, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi talep edebilir. Ayrıca taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, şerh aranmaksızın doğrudan ilam niteliğinde belge sayılır. Bu bakımdan ihtiyari arabuluculuk anlaşması, zorunlu arabuluculuk anlaşmasıyla aynı icra gücüne sahiptir.

Arabuluculuk toplantısına katılmazsam yaptırımı nedir?

Dava şartı arabuluculukta, geçerli mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Güncel HUAK m. 18/A-11 uyarınca bu taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. İhtiyari arabuluculukta ise katılmamanın kanuni bir yaptırımı bulunmamaktadır.

Göktepe Hukuk Bürosu ile Doğru Rejimi Doğru Zamanda Belirleyin

Arabuluculuk, doğru kurgulandığında yargı yoluna kıyasla çok daha hızlı ve öngörülebilir bir çözüm sunar. Ancak hangi rejimin uygulanacağının yanlış belirlenmesi, kazanılmış görünen bir hakkı usul engeline takabilir.

Göktepe Hukuk Bürosu olarak; uyuşmazlığın dava şartı kapsamına girip girmediğinin tespitinden başvuru formunun doğru düzenlenmesine, müzakere stratejisinin kurulmasından anlaşma belgesinin kaleme alınmasına kadar sürecin tamamında hukuki temsil hizmeti sunmaktayız. Somut olayın özelliklerine göre en verimli yolun belirlenmesi, çoğu zaman ilk görüşmede alınan doğru kararla başlar.

Bir arabuluculuk davetiyesi aldıysanız veya dava açmayı düşünüyorsanız, hiçbir belge imzalamadan önce hukuki değerlendirme almanız yerinde olacaktır.

Hukuki Bilgi Notu

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut durumunuz için bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.