Bir yakının vefatı, acının yanında çoğu zaman karmaşık hukuki soruları da beraberinde getirir. Kimlerin mirasçı olduğu, tapudaki taşınmazların nasıl paylaşılacağı, vefattan önce yapılan devirlerin geçerli olup olmadığı ve terekenin (mirasbırakandan kalan mal, hak ve borçların tümü) borçlarından kimin sorumlu tutulacağı, ailelerin en sık yanıt aradığı konulardır.
Sarıyer; Boğaz hattındaki yalılar, Tarabya, Yeniköy ve Emirgan’daki köklü aile konutları ile Zekeriyaköy ve Kilyos çevresindeki müstakil yapılarıyla taşınmaz değerlerinin yüksek seyrettiği bir ilçedir. Taşınmaz değeri arttıkça miras uyuşmazlıklarının hem ekonomik ağırlığı hem de teknik karmaşıklığı artmaktadır. Bu nedenle bir Sarıyer miras avukatı ile sürecin başında görüşmek, telafisi güç hak kayıplarının önlenmesinde önemli bir adım olabilir.
Bu rehberde Göktepe Hukuk Bürosu olarak, miras hukukunun temel kurumlarını mevzuat, yüksek mahkeme kararları ve uygulamadan örneklerle ele alıyoruz.
Bu rehberde şu sorulara yanıt bulacaksınız:
- Yasal mirasçılar kimlerdir ve miras nasıl paylaşılır?
- Saklı pay nedir, tenkis davası ne zaman açılır?
- Mirastan mal kaçırıldığında (muris muvazaası) hangi yollara başvurulabilir?
- Borçlu bir miras nasıl reddedilir?
- Miras kalan taşınmaz kardeşler arasında nasıl paylaşılır ve 2026’da ne değişti?
Miras Hukukunun Yasal Çerçevesi: Hangi Kanunlar Uygulanır?
Miras hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkıyla birlikte temel bir hak olarak güvence altına alınmıştır. Bu hakkın içeriği ve kullanımı ise ağırlıklı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 495 ila 682. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Ancak bir miras uyuşmazlığı, tek bir kanunla sınırlı kalmaz. Usul kuralları, arabuluculuk, icra ve vergi mevzuatı da sürecin farklı aşamalarında devreye girer.
| Mevzuat | Miras Hukukundaki Rolü |
|---|---|
| 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu | Mirasçılık, saklı pay, vasiyetname, mirasın reddi ve paylaşımı |
| 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu | Muvazaa (m.19) ve taşınmaz satışında şekil (m.237) |
| 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu | Görevli ve yetkili mahkeme (m.4, m.11, m.12) |
| 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu | Ortaklığın giderilmesinde dava şartı arabuluculuk (m.18/B) |
| 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu | Ortaklığın satış yoluyla giderilmesinde artırma usulü (m.114) |
| 1512 sayılı Noterlik Kanunu | Noterden mirasçılık belgesi alınması (m.71/A-71/C) |
| 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu | Mirasla geçen mallar üzerindeki vergi yükümlülüğü |
| 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun | Yabancılık unsuru taşıyan mirasların tabi olduğu hukuk (m.20) |
Yasal Mirasçılar Kimlerdir? Zümre Sistemi
Mirasbırakan (vefat eden kişi) bir vasiyetname veya miras sözleşmesi yapmamışsa, mirası kanunun belirlediği yasal mirasçılar alır. Türk hukuku bu konuda zümre (parantel) sistemini benimsemiştir. Genel kural olarak, yakın zümrede mirasçı bulunduğu sürece daha uzak zümredeki akrabalar mirasçı olamaz.
- Birinci zümre – Altsoy (TMK m.495): Mirasbırakanın çocukları eşit paylarla mirasçı olur. Mirasbırakandan önce ölen bir çocuğun yerini, halefiyet yoluyla onun kendi çocukları (torunlar) alır.
- İkinci zümre – Ana, baba ve onların altsoyu (TMK m.496): Altsoy yoksa miras anne ve babaya geçer. Anne veya babadan biri önce ölmüşse, onun payı kendi altsoyuna (örneğin mirasbırakanın kardeşlerine) geçer.
- Üçüncü zümre – Büyükana, büyükbaba ve onların altsoyu (TMK m.497): İlk iki zümrede mirasçı yoksa, kanunda öngörülen sınırlar dahilinde bu zümre mirasçı olur.
- Evlatlık (TMK m.500): Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Buna karşılık evlat edinen, evlatlığa mirasçı olmaz.
- Devlet (TMK m.501): Hiçbir yasal mirasçı bulunmuyorsa miras Devlete kalır.
Sağ Kalan Eşin Miras Payı (TMK m.499)
Sağ kalan eş, zümre sisteminin dışında ve her zümreyle birlikte mirasçı olur. Payının oranı, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir:
| Sağ Kalan Eş Kiminle Birlikte Mirasçı? | Eşin Yasal Payı |
|---|---|
| Altsoy (çocuklar, torunlar) | 1/4 |
| Ana-baba zümresi | 1/2 |
| Büyükana-büyükbaba zümresi | 3/4 |
| Hiçbir zümrede mirasçı yok | Mirasın tamamı |
Önemli not: Boşanma davası devam ederken eşlerden biri vefat ederse, TMK m.181/2 uyarınca ölen eşin mirasçılarından biri davayı sürdürüp sağ kalan eşin kusurunu ispat ettiğinde, sağ kalan eş yasal mirasçılık hakkını kaybedebilir.
Uygulamadan Bir Örnek: Tarabya’da yaşayan ve vasiyetname bırakmadan vefat eden bir kişinin geride eşi ve iki çocuğu kaldığını varsayalım. Genel kural olarak eş mirasın 1/4’ünü, çocuklar ise kalan 3/4’ü eşit olarak, yani her biri 3/8 oranında alır. Tapudaki taşınmazlar da bu oranlarla elbirliği halinde mirasçılara geçer.
Saklı Pay ve Tenkis Davası: Mirastan Tamamen Mahrum Bırakılabilir misiniz?
Mirasbırakan, mal varlığı üzerinde vasiyetname veya bağış yoluyla tasarruf edebilir. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Kanun, bazı yakın mirasçılar için saklı pay (kanunun koruması altındaki, ellenemeyen miras payı) öngörmüştür.
Saklı Pay Oranları (TMK m.506)
| Saklı Paylı Mirasçı | Saklı Pay Oranı |
|---|---|
| Altsoy (çocuklar, torunlar) | Yasal miras payının yarısı |
| Ana ve babanın her biri | Yasal miras payının dörtte biri |
| Sağ kalan eş (altsoy veya ana-baba ile birlikte ise) | Yasal miras payının tamamı |
| Sağ kalan eş (diğer hallerde) | Yasal miras payının dörtte üçü |
Dikkat: Kardeşlerin saklı payı, 2007 yılında 5650 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Bu nedenle mirasbırakan, kardeşlerini tamamen devre dışı bırakacak şekilde tasarrufta bulunabilir.
Tasarruf Oranı Nasıl Hesaplanır?
Tasarruf oranı, mirasbırakanın saklı payları zedelemeden serbestçe dağıtabileceği kısımdır (TMK m.505). Hesaplamada, ölüm tarihindeki mal varlığına tenkise tabi sağlararası kazandırmalar da eklenir (TMK m.507).
Yukarıdaki örnekte (eş ve iki çocuk):
- Eşin yasal payı 1/4, saklı payı da 1/4 (yasal payın tamamı)
- Her çocuğun yasal payı 3/8, saklı payı 3/16 (yasal payın yarısı)
- Toplam saklı pay: 4/16 + 3/16 + 3/16 = 10/16
- Tasarruf oranı: 6/16, yani 3/8
Tenkis Davası: Şartlar ve Süreler
Saklı payı zedelenen mirasçı, tenkis davası (aşan kazandırmanın yasal sınıra indirilmesi talebi) açabilir (TMK m.560). Vasiyetnameyle yapılan tasarrufların yanı sıra, TMK m.565’te sayılan bazı sağlararası bağışlar da tenkise tabidir. Bunlar özetle şunlardır:
- Mirasçılık payına mahsup edilmeyecek şekilde yapılan kazandırmalar
- Mirastan feragat karşılığında yapılan ödemeler
- Serbestçe geri alınabilen bağışlar ile ölümden önceki son bir yıl içinde yapılan bağışlar (olağan hediyeler hariç)
- Saklı pay kurallarını çiğneme amacı açıkça belli olan kazandırmalar
Hak düşürücü süre (TMK m.571): Dava, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasından, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.
Uygulamadan Bir Örnek: Yeniköy’de vefat eden bir kişi, el yazılı vasiyetnamesiyle tüm mal varlığını tek bir çocuğuna bırakmış olsun. Bu durumda diğer çocuk 3/16, sağ kalan eş ise 1/4 oranındaki saklı paylarının zedelendiğini ileri sürerek tenkis davası açabilir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine ve yapılacak tereke hesabına göre tasarrufu yasal sınıra indirebilir.
Mirastan Mal Kaçırma: Muris Muvazaası (Tapu İptali ve Tescil) Davası
Uygulamada en sık karşılaşılan miras uyuşmazlıklarından biri muris muvazaasıdır (mirasbırakanın yaptığı danışıklı işlem). Mirasbırakan, gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, diğer mirasçıların itirazını önlemek amacıyla tapuda “satış” gibi göstererek bir mirasçısına veya üçüncü bir kişiye devreder.
Bu tür işlemlerin hukuki dayanakları şunlardır:
- TBK m.19: Tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınması (muvazaa)
- TMK m.706, TBK m.237 ve 2644 sayılı Tapu Kanunu m.26: Taşınmaz devrinin resmi şekilde yapılması zorunluluğu
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (01.04.1974 Tarihli, 1/2 Sayılı)
Muris muvazaası davalarının temelini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı kararı oluşturur. Bu karara göre, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan ve tapuda satış olarak gösterilen işlemlere karşı mirasçılar, miras payları oranında tapu iptali ve tescil davası açabilir.
Kararın gerekçesi sade bir dille şöyle özetlenebilir: Tapuda görünen satış işlemi, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir. Gizlenen bağış işlemi ise tapuda resmi şekilde yapılmadığı için geçerlilik kazanmaz. Sonuç olarak her iki işlem de hükümsüz kalır ve taşınmazın terekeye dönmesinin yolu açılır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası, herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir.
Mahkemenin Değerlendirdiği Başlıca Olgular
Muvazaanın ispatında mahkeme, mirasbırakanın gerçek amacını ortaya koymak için şu hususları birlikte değerlendirir:
- Satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark
- Alıcının satış tarihindeki ödeme gücü
- Mirasbırakanın taşınmazı satmaya ihtiyacı olup olmadığı
- Mirasbırakan ile mirasçılar arasındaki ilişkiler ve olası küslükler
- Satış bedelinin gerçekten ödendiğine dair banka kayıtları
- Hayatın olağan akışı ve yöresel gelenekler
Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Arasındaki Farklar
| Kriter | Muris Muvazaası Davası | Tenkis Davası |
|---|---|---|
| Hukuki dayanak | TBK m.19, 01.04.1974 tarihli YİBK | TMK m.560-571 |
| İşlemin görünümü | Tapuda satış, gerçekte bağış | Açık bağış veya vasiyetname |
| Talep | Tapu iptali ve miras payı oranında tescil | Kazandırmanın saklı pay sınırına indirilmesi |
| Süre | Kural olarak süreye bağlı değil | 1 yıl / 10 yıl hak düşürücü süre |
| Kimler açabilir? | Tüm mirasçılar | Yalnızca saklı paylı mirasçılar |
Uygulamada bu iki talep çoğu zaman aynı dava dilekçesinde terditli (asıl talep muvazaa, bu kabul edilmezse ikinci talep tenkis) olarak ileri sürülür. Doğru dava stratejisinin belirlenmesi, somut olayın özelliklerine göre titizlikle yapılmalıdır.
Uygulamadan Bir Örnek: Emekli bir baba, Sarıyer’deki dairesini vefatından kısa süre önce, düzenli bir geliri bulunmayan oğluna piyasa değerinin çok altında bir bedelle “satmış” olsun. Babanın vefatından sonra kızları, satış bedelinin hiç ödenmediğini ve babalarının parasal bir sıkıntısı bulunmadığını tanık ve banka kayıtlarıyla ortaya koyarak muris muvazaası davası açabilir. Davanın sonucu, sunulan delillerin gücüne ve hakimin takdirine bağlıdır.
Vasiyetname ve Vasiyetnamenin İptali Davası
Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra mal varlığının nasıl paylaşılacağını belirlediği tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur. Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmak gerekir (TMK m.502).
Vasiyetname Türleri (TMK m.531-539)
- Resmi vasiyetname (TMK m.532-537): Noter, sulh hakimi veya yetkili memur önünde, iki tanık huzurunda düzenlenir. İspat gücü en yüksek türdür.
- El yazılı vasiyetname (TMK m.538): Baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılmalı; yıl, ay ve gün olarak tarih ile imza içermelidir.
- Sözlü vasiyetname (TMK m.539): Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık veya savaş gibi olağanüstü hallerde, iki tanık önünde yapılabilir.
Vasiyetnamenin İptal Sebepleri (TMK m.557)
- Mirasbırakanın tasarruf ehliyetine sahip olmaması
- Tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisiyle yapılması
- İçeriğinin, eklenen şart veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olması
- Kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaması
Hak düşürücü süre (TMK m.559): İptal davası, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. İyiniyetli olmayan davalılara karşı bu süre 20 yıldır.
Ehliyetsizlik iddiasına dayanan davalarda, mirasbırakanın vasiyetname tarihindeki sağlık durumu belirleyicidir. Yargıtay uygulamasında bu tür davalarda hastane kayıtları, reçeteler ve tanık beyanları toplanarak, genellikle Adli Tıp Kurumu’ndan uzman raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Uygulamadan Bir Örnek: Emirgan’da yaşayan ve ileri evre bir bunama tanısı bulunan yaşlı bir kişi, vefatından birkaç ay önce yazdığı el yazılı vasiyetnameyle tüm mal varlığını bakıcısına bırakmış olsun. Yasal mirasçılar, sağlık kayıtlarına dayanarak ehliyetsizlik nedeniyle iptal davası açabilir. Mahkeme, tıbbi raporlar ışığında vasiyetnamenin düzenlendiği andaki ayırt etme gücünü değerlendirecektir.
Mirasın Reddi (Reddi Miras): Borçlu Terekeden Korunma Yolu
Mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak, yani malvarlığıyla birlikte borçlarını da kapsayacak şekilde kazanır (TMK m.599). Bu nedenle borçları malvarlığını aşan bir mirasın reddedilmemesi, mirasçının kendi kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulması riskini doğurabilir.
- Süre (TMK m.606): Ret süresi 3 aydır. Bu süre yasal mirasçılar için kural olarak mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten başlar.
- Süre uzatımı (TMK m.615): Haklı sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi süreyi uzatabilir veya yeni bir süre verebilir.
- Yer ve şekil (TMK m.609): Ret beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak, kayıtsız ve şartsız yapılır. Son yerleşim yeri Sarıyer olan bir mirasbırakan için başvuru, Sarıyer’in bağlı olduğu yargı çevresindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır.
- Hak kaybı riski (TMK m.610): Süresi içinde reddetmeyen veya süre dolmadan tereke işlerine olağan yönetim dışında karışan mirasçı, mirası reddetme hakkını kaybedebilir.
Hükmen Red (TMK m.605/2)
Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi (borçlarını ödeyemeyecek durumda olması) açıkça belliyse veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bu durumun tespiti için açılan dava, 3 aylık süreye bağlı değildir. Ancak mirasçının, terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunu ispat etmesi gerekir.
Uygulamadan Bir Örnek: Kilyos’ta küçük bir işletmesi bulunan babanın vefatının ardından, çocukları babalarının ciddi miktarda vergi ve banka borcu olduğunu öğrensin. Çocuklardan birinin bu süreçte babasının aracını satması, TMK m.610 kapsamında red hakkının kaybedilmesi riskini doğurabilir. Bu nedenle tereke mallarına ilişkin herhangi bir işlem yapmadan önce hukuki değerlendirme alınması tavsiye edilir.
Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Nasıl Alınır?
Mirasçılık belgesi, mirasçıların kimler olduğunu ve miras paylarını gösteren belgedir. Tapu intikali, banka hesaplarının çekilmesi ve miras davalarının açılması için temel belgedir.
- Yetkili merci (TMK m.598): Sulh hukuk mahkemesi veya noter.
- Noterden alınabilme şartı (Noterlik Kanunu m.71/A): Yasal mirasçılar, nüfus kayıtlarının yeterli olduğu hallerde belgeyi noterden alabilir.
- Noterin belge veremeyeceği haller (Noterlik Kanunu m.71/B): Yargılama gerektiren durumlarda, nüfus kayıtlarının yetersiz kaldığı hallerde ve belgenin yabancılar tarafından talep edilmesi durumunda başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılmalıdır.
- İtiraz (Noterlik Kanunu m.71/C): Noterce verilen belgeye karşı yetkili sulh hukuk mahkemesine itiraz edilebilir.
Mirasçılık belgesi kesin hüküm niteliği taşımaz; aksi ispat edilinceye kadar geçerli bir karine oluşturur. Bu nedenle hatalı düzenlenmiş bir belgenin iptali, uygulamada süreye bağlı olmaksızın talep edilebilmektedir.
Miras Kalan Taşınmazlar: Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası
Mirasın açılmasıyla birlikte, paylaşım yapılana kadar mirasçılar arasında bir miras ortaklığı doğar ve tereke malları mirasçıların elbirliği mülkiyetine geçer (TMK m.640). Bu dönemde mirasçılar kural olarak taşınmaz üzerinde birlikte hareket etmek zorundadır.
Kanun, mirasçıları bu ortaklıkta kalmaya zorlamaz. TMK m.642 uyarınca her mirasçı, sözleşme veya kanundan doğan bir yükümlülük bulunmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelir.
Dava Öncesi Zorunlu Arabuluculuk (HUAK m.18/B)
7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun’a eklenen 18/B maddesi uyarınca, 01.09.2023 tarihinden itibaren taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, usulden reddedilir.
Anayasa Mahkemesi, 27.06.2024 tarihli, E. 2023/178, K. 2024/125 sayılı kararında, ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuk şartının iptali talebini reddetmiştir. Böylece bu düzenleme yürürlükte kalmaya devam etmektedir.
Arabuluculuk aşaması, yalnızca bir formalite olarak görülmemelidir. Taşınmazın bir mirasçıya bırakılması ve diğerlerinin paylarının ödenmesi, taksitli ödeme planı veya taşınmazın birlikte satılması gibi çözümler bu aşamada konuşulabilir.
Dava Süreci: Aynen Taksim mi, Satış mı?
- Görevli mahkeme (HMK m.4/1-b): Sulh hukuk mahkemesi.
- Yetkili mahkeme (HMK m.12): Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi (kesin yetki).
- Paylaşma yöntemi (TMK m.699): Mahkeme öncelikle aynen taksimin (taşınmazın fiziken bölünerek paylaştırılması) mümkün olup olmadığını araştırır. Bu mümkün değilse veya malın değerinde önemli bir düşüş yaratacaksa satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilir.
12. Yargı Paketi ile Gelen Yenilik: Mirasçılara Özel İlk Artırma
31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun (kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen düzenleme) ile İİK m.114‘te önemli bir değişiklik yapılmıştır. Buna göre:
- Taşınmazdaki tüm malikler mülkiyeti miras yoluyla edinmişse ve mirasçılar dışında üçüncü kişi malik yoksa, satış kararından sonra yapılacak birinci artırmaya yalnızca malik mirasçılar katılabilir.
- Bu ilk artırmada teklifin, taşınmazın muhammen kıymetinin (tahmini değerinin) yüzde 100’ünü karşılaması gerekir; satış ve paylaştırma giderleri de ayrıca dikkate alınır.
- Mirasçılar arasındaki bu özel artırma bir defaya mahsus uygulanır.
- İlk artırmada sonuç alınamazsa, üçüncü kişilere de açık olan ikinci artırmaya geçilir ve genel kural olan yüzde 50 eşiği uygulanır.
Bu düzenleme, aile yadigârı taşınmazların gerçek değerine yakın bir bedelle öncelikle aile içinde kalmasına imkân tanımayı amaçlamaktadır. Yeni hüküm hakkında henüz yerleşik bir Yargıtay içtihadı oluşmadığından, geçiş hükümleri, satış ilanının tarihi ve güncel tapu kaydı her dosyada ayrıca incelenmelidir.
Taraf Teşkili: Tüm Mirasçıların Davada Yer Alması
Ortaklığın giderilmesi davası, taşınmazdaki tüm paydaşlara karşı açılmalıdır. Dava sırasında vefat eden bir paydaşın mirasçılarının davaya dahil edilmesi zorunludur.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 16.12.2025 tarihli Aynur Ceylan ve Diğerleri (B. No: 2020/36883) kararında, ölmüş paydaşın mirasçıları davaya dahil edilmeden taşınmazın satılmasını incelemiş ve mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bu karar, taraf teşkilindeki eksikliklerin ağır sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
Taşınmazı Tek Başına Kullanan Mirasçı: Ecrimisil Talebi
Miras kalan evi yalnızca bir mirasçının kullanması, uygulamada sık görülen bir gerginlik kaynağıdır. Yargıtay’ın 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, paydaşlar arasında ecrimisil (haksız kullanım tazminatı) istenebilmesi için kural olarak diğer paydaşların taşınmazdan yararlanmasının engellendiğinin, yani intifadan men koşulunun gerçekleştiğinin ortaya konması gerekir. Bu koşul genellikle yazılı bir ihtarname ile sağlanır; ancak içtihatla kabul edilen bazı istisnalar da bulunmaktadır.
Uygulamadan Bir Örnek: Zekeriyaköy’de anne ve babalarından kalan müstakil evde üç kardeşten yalnızca biri yaşıyor ve diğerleri evin satışını istiyor olsun. Kardeşler önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde dava açılabilir; aynen taksim mümkün görülmezse satışa karar verilebilir. Tapuda üçüncü kişi malik bulunmuyorsa, ilk artırmaya yalnızca üç kardeş katılabilecek ve evi muhammen kıymeti karşılayan bir bedelle aile içinde tutma imkânı doğacaktır.
Sarıyer’e Özgü Miras Uyuşmazlıklarında Öne Çıkan Konular
Göktepe Hukuk Bürosu olarak, ilçenin taşınmaz yapısı ve demografik özellikleri nedeniyle Sarıyer’deki miras dosyalarında bazı konuların daha sık gündeme geldiğini gözlemliyoruz:
- Yüksek değerli taşınmazlarda kıymet takdiri: Boğaz manzaralı konutlar, yalılar ve geniş arsalı villalarda bilirkişi raporundaki değer tespiti, paylaşımın sonucunu doğrudan etkiler. Emsal satışların doğru belirlenmesi ve rapora süresinde itiraz edilmesi büyük önem taşır.
- İmar ve koruma kısıtlamaları: Boğaziçi alanında kalan taşınmazlarda 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu, tescilli yapılarda ise 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kaynaklı sınırlamalar, aynen taksim imkânını daraltabilir.
- Muhdesat (sonradan yapılan yapı ve eklentiler): Mirasçılardan birinin arsa üzerine kendi imkânlarıyla ek bina yapması, satış bedelinin dağıtımında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir uyuşmazlık konusudur.
- Yurt dışında yaşayan veya yabancı uyruklu mirasçılar: MÖHUK m.20 uyarınca miras kural olarak ölenin milli hukukuna tabidir; ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Yabancı mirasçılar bakımından mirasçılık belgesi noterden alınamaz; vekaletnamelerde apostil ve tercüme şartlarına da dikkat edilmelidir.
- Veraset ve intikal vergisi: Ölümün Türkiye’de gerçekleşmesi ve mirasçıların Türkiye’de bulunması halinde beyanname, genel kural olarak ölüm tarihini izleyen 4 ay içinde verilmelidir (7338 sayılı Kanun m.10).
Miras Hukukunda Kaçırılmaması Gereken Süreler
| İşlem / Dava | Süre | Yasal Dayanak |
|---|---|---|
| Mirasın reddi | 3 ay | TMK m.606 |
| Atanmış mirasçılık belgesine itiraz | Bildirimden itibaren 1 ay | TMK m.598 |
| Vasiyetnamenin iptali | 1 yıl / 10 yıl (iyiniyetli olmayana karşı 20 yıl) | TMK m.559 |
| Tenkis davası | 1 yıl / 10 yıl | TMK m.571 |
| Miras sebebiyle istihkak davası | 1 yıl / 10 yıl (iyiniyetli olmayana karşı 20 yıl) | TMK m.639 |
| Muris muvazaası davası | Kural olarak süreye bağlı değil | Yargıtay yerleşik içtihadı |
| Mirasın paylaşılmasını isteme | Her zaman | TMK m.642 |
| Veraset ve intikal vergisi beyannamesi | Genel kural olarak 4 ay | 7338 s. Kanun m.10 |
Uyarı: Hak düşürücü sürelerin başlangıç tarihi, somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Süre hesabının uzman bir hukukçu tarafından yapılması tavsiye edilir.
Sarıyer Miras Avukatı Hangi Konularda Hukuki Destek Sunar?
| Hizmet Alanı | Yasal Dayanak | Görevli Merci |
|---|---|---|
| Mirasçılık belgesi alınması ve iptali | TMK m.598, NK m.71/A-C | Noter / Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Mirasın reddi ve hükmen red tespiti | TMK m.605-615 | Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Vasiyetname düzenlenmesi | TMK m.531-539 | Noter / Sulh Hakimi |
| Vasiyetnamenin iptali | TMK m.557-559 | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Tenkis davası | TMK m.560-571 | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Muris muvazaası (tapu iptali ve tescil) | TBK m.19, YİBK 01.04.1974 | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Ortaklığın giderilmesi | TMK m.642, 698-699; HUAK m.18/B | Arabuluculuk → Sulh Hukuk Mahkemesi |
| Terekenin korunması ve tespiti | TMK m.589 vd. | Sulh Hukuk Mahkemesi |
Yetki konusunda önemli not: HMK m.11 uyarınca mirasçılık belgesinin iptali, terekenin paylaşımı, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi gibi davalarda kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda ise HMK m.12 gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
İlk Görüşmeye Hangi Belgelerle Gelmelisiniz?
Hukuki değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi için aşağıdaki belgelerin mümkün olduğunca eksiksiz hazırlanması süreci hızlandırır:
- Mirasbırakanın ölüm belgesi ve vukuatlı nüfus kayıt örneği
- Varsa noterden veya mahkemeden alınmış mirasçılık belgesi
- Tapu kayıtları (e-Devlet üzerinden alınabilir) ve varsa geçmiş satış akitleri
- Varsa vasiyetname veya vasiyetnamenin açılmasına ilişkin mahkeme kararı
- Banka hesap dökümleri ve para transferi kayıtları
- Mirasbırakanın borçlarına ilişkin belgeler (icra takipleri, kredi sözleşmeleri)
- Ehliyetsizlik iddiası varsa sağlık kayıtları ve epikriz raporları
- Mirasçılar arasındaki yazışmalar ve varsa gönderilmiş ihtarnameler
Göktepe Hukuk Bürosu ile Miras Süreçlerinde Hukuki Destek
Miras uyuşmazlıkları, hukuki boyutunun yanında aile ilişkilerini de derinden etkileyen hassas süreçlerdir. Yanlış seçilmiş bir dava türü, kaçırılmış bir hak düşürücü süre veya eksik kurulmuş bir taraf teşkili, yıllar süren bir yargılamanın sonucunu değiştirebilir.
Göktepe Hukuk Bürosu olarak; Sarıyer ve çevresindeki miras uyuşmazlıklarında öncelikle dava dışı çözüm imkânlarını değerlendirmeyi, uzlaşmanın mümkün olmadığı durumlarda ise mevzuat ve güncel içtihatlar ışığında hak arama sürecini planlamayı esas alıyoruz. Her dosyanın kendine özgü koşullar taşıdığını göz önünde bulundurarak, müvekkillerimizi sürecin her aşamasında olası sonuçlar hakkında şeffaf biçimde bilgilendiriyoruz.
Bir miras meselesiyle karşı karşıyaysanız, tereke mallarına ilişkin herhangi bir işlem yapmadan veya bir belge imzalamadan önce hukuki değerlendirme almanız, haklarınızın korunması açısından önemli bir adımdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Sarıyer’de miras davası hangi mahkemede açılır?
Dava türüne göre değişir. Tenkis, vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaası davaları asliye hukuk mahkemesinde; mirasın reddi, mirasçılık belgesi ve ortaklığın giderilmesi davaları sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yetki bakımından kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri, taşınmaza ilişkin ayni hak davalarında ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi esas alınır (HMK m.11-12).
Mirası reddetmek için ne kadar süre var?
Mirasın reddi için süre, yasal mirasçılar bakımından kural olarak ölümün öğrenilmesinden itibaren 3 aydır (TMK m.606). Ret beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır. Ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğu ispatlanırsa, bu süreye bağlı olmaksızın hükmen red tespiti istenebilir.
Babam tapudaki evi sağlığında tek bir kardeşime devrettiyse ne yapabilirim?
Devir tapuda satış gibi gösterilmiş ancak gerçekte bağış amacı taşıyorsa, 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Devir açıkça bağış olarak yapılmışsa ve saklı payınız zedelenmişse tenkis davası gündeme gelebilir. Hangi yolun uygun olduğu, somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Miras kalan evin paylaşımı için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet. 01.09.2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (6325 s. Kanun m.18/B). Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanakla birlikte sulh hukuk mahkemesinde dava açılabilir.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut durumunuz için bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.