Kira ilişkisi, günlük hayatta en sık kurulan ancak hukuki sonuçları en çok hafife alınan sözleşme türlerinden biridir. Taraflar çoğu zaman bir matbu sözleşme metnini imzalayarak ilişkiyi başlatır; sorun çıktığında ise karşılarında oldukça teknik ve süreye bağlı bir mevzuat bulurlar.
Özellikle Pendik gibi konut stokunun ve organize sanayi ile lojistik faaliyetlerinin yoğun olduğu bir ilçede, kira uyuşmazlıkları hem konut hem de çatılı işyeri kiraları bakımından ciddi ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. Göktepe Hukuk Bürosu olarak bu rehberde, bir Pendik kira avukatı perspektifiyle kira hukukunun temel başlıklarını, ilgili kanun maddelerini, Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımını ve uygulamada en sık karşılaşılan hataları ele alıyoruz.
Pendik’te Kira Uyuşmazlıkları Neden Bu Kadar Sık Yaşanıyor?
Pendik, İstanbul’un Anadolu yakasında nüfus artışı ve yapılaşma hızı yüksek ilçelerinden biridir. Bu durum, kira ilişkilerinin sayısını olduğu kadar çeşitliliğini de artırmaktadır.
Uygulamada bir kira avukatı Pendik özelinde ağırlıklı olarak şu uyuşmazlık tipleriyle karşılaşır:
- Kira bedelinin güncellenmesi: Uzun süreli sözleşmelerde kira bedelinin emsallerin çok altında kalması.
- Tahliye talepleri: İhtiyaç, yeniden inşa, tahliye taahhüdü veya ödeme temerrüdü kaynaklı tahliye istemleri.
- Depozito ve hasar tartışmaları: Taşınmazın iadesinde teslim tutanağı bulunmamasından doğan ispat sorunları.
- İşyeri kiraları: Devir, alt kira ve işyerinin yeniden düzenlenmesi kaynaklı sözleşmeye aykırılık iddiaları.
- Fiili tahliye ve ecrimisil: Sözleşme sona erdiği hâlde taşınmazın kullanılmaya devam edilmesi.
Bu başlıkların ortak noktası şudur: Hemen hepsi hak düşürücü sürelere ve şekil şartlarına bağlıdır. Sürenin kaçırılması, esasen haklı olan tarafın davasını dahi kaybetmesine yol açabilir.
Kira Hukukunun Yasal Çerçevesi: Hangi Kanun, Hangi Madde?
Kira sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 299 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kiraları ise TBK m. 339–356 arasında özel hükümlere tabidir. Bu özel hükümlerin temel amacı, ekonomik olarak daha zayıf konumda kabul edilen kiracıyı korumak ve kiraya verenin mülkiyet hakkıyla bu korumayı dengelemektir.
Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık başvurulan hükümleri özetlemektedir:
| Konu | Yasal Dayanak | Kısa Açıklama |
|---|---|---|
| Kira bedelinin belirlenmesi ve artışı | TBK m. 344 | Yenilenen dönemlerde artış, TÜFE on iki aylık ortalamasını aşamaz |
| Kira tespit davası | TBK m. 345 | Her zaman açılabilir; sonucun geçerlilik anı bildirime bağlıdır |
| Aşırı ifa güçlüğü (uyarlama) | TBK m. 138 | Öngörülemeyen olağanüstü koşullarda sözleşmenin uyarlanması |
| Güvence bedeli (depozito) | TBK m. 342 | En çok üç aylık kira bedeli; nakit ise bankaya yatırılır |
| Kiracının temerrüdü | TBK m. 315 | Konut/çatılı işyerinde en az 30 günlük yazılı süre verilmesi zorunludur |
| Sözleşmenin uzaması ve fesih | TBK m. 347 | On yıllık uzama süresi sonunda kiraya verene sebepsiz fesih hakkı |
| Tahliye sebepleri | TBK m. 350–352 | İhtiyaç, yeniden inşa, taahhüt, iki haklı ihtar vb. |
| Yeniden kiralama yasağı | TBK m. 355 | Tahliye sonrası üç yıl boyunca üçüncü kişiye kiralama yasağı |
Bu maddelerin metnini okumak tek başına yeterli değildir. Zira her hükmün uygulama alanı, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Bir kira avukatı, olayı kanun metniyle değil, kanun metninin mahkeme önündeki karşılığıyla değerlendirir.
Kira Bedelinin Artırılması: Güncel Yasal Sınırlar
Yenilenen Dönemlerde Artış Oranı
TBK m. 344/1 uyarınca, tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artış konusundaki anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Taraflar sözleşmeye daha yüksek bir oran yazmış olsa dahi, bu sınırın üzerindeki kısım genel kural olarak geçersiz sayılır.
2022–2024 döneminde konut kiraları bakımından uygulanan %25’lik geçici artış sınırı yürürlükten kalkmıştır. Hâlihazırda geçerli olan ölçüt, yukarıda belirtilen TÜFE on iki aylık ortalama oranıdır.
Beş Yılı Dolduran Sözleşmelerde Durum
TBK m. 344/3 farklı bir rejim öngörür. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıl sonunda yenilenen kira sözleşmelerinde kira bedeli; TÜFE oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri birlikte değerlendirilerek hâkim tarafından hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Bu, uygulamada “kira tespit davası” olarak bilinen davanın en sık dayanağıdır.
Buradaki kritik ayrım şudur: Beş yıl dolmadan açılan tespit davasında hâkim TÜFE sınırıyla bağlıyken, beş yıl sonrasında emsal kira bedelleri devreye girer ve artış oranı önemli ölçüde yükselebilir.
Kira Tespit Davasında Zamanlama
TBK m. 345 gereğince kira tespit davası her zaman açılabilir. Ancak yeni dönemin başlangıcından itibaren hüküm ifade etmesi için, davanın yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önce açılması ya da kiraya verenin bu süre içinde artış yapacağını yazılı olarak bildirmiş olması gerekir. Bu bildirim yapılmışsa dava, kira döneminin sonuna kadar açılabilir ve sonuç yeni dönemin başından itibaren geçerli olur.
Pratik uyarı: Bir Pendik kira avukatı ile çalışırken ilk sorulacak sorulardan biri, ihtarın gönderilip gönderilmediğidir. Bu tek adım, davanın bir yıllık kira farkını kapsayıp kapsamayacağını belirler.
Kira Bedelinin Uyarlanması Davası (TBK m. 138)
Uyarlama davası, kira tespit davasından farklıdır ve daha ağır koşullara bağlıdır. TBK m. 138, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması hâlinde, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme imkânı tanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasında uyarlama için aranan ölçütler şu şekilde özetlenebilir:
- Sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olmayan, olağanüstü ve öngörülemeyen bir durumun ortaya çıkması,
- Bu durumun taraflardan kaynaklanmaması,
- Sözleşme koşullarının borçludan ifası beklenemeyecek ölçüde aşırı derecede değişmesi (işlem temelinin çökmesi),
- Borçlunun edimini henüz ifa etmemiş ya da aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması.
Bu ölçütlerin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, hâkimin takdir yetkisi dahilinde değerlendirilir. Yüksek enflasyon dönemlerinde açılan her uyarlama davasının kabul edildiğini söylemek mümkün değildir; mahkemeler, enflasyonun tek başına “öngörülemez” sayılıp sayılamayacağını olayın özelliklerine göre tartışmaktadır.
Tahliye Davaları: Sebepler, Bildirimler ve Süreler
Tahliye, kira hukukunun en teknik alanıdır. Zira burada usul hataları, esasa ilişkin haklılığı büyük ölçüde işlevsiz kılar.
| Tahliye Sebebi | Yasal Dayanak | Şekil Şartı | Dava/Talep Süresi |
|---|---|---|---|
| Kiraya verenin veya yakınlarının konut/işyeri ihtiyacı | TBK m. 350/1 | Süre bitiminde dava | Belirli süreli sözleşmede sürenin, belirsiz sürede fesih dönemi ve bildirim süresinin bitiminden itibaren 1 ay |
| Yeniden inşa veya esaslı onarım | TBK m. 350/2 | Kullanımın imkânsız hâle gelmesi | Aynı süre rejimi |
| Yeni malikin ihtiyacı | TBK m. 351 | Edinme tarihinden itibaren 1 ay içinde yazılı bildirim | Bildirimden 6 ay sonra dava veya sözleşme sonunda dava |
| Yazılı tahliye taahhüdü | TBK m. 352/1 | Teslimden sonra verilmiş yazılı taahhüt | Taahhüt edilen tarihten itibaren 1 ay içinde dava veya icra takibi |
| İki haklı ihtar | TBK m. 352/2 | Bir kira yılı içinde iki haklı yazılı ihtar | Kira yılının bitiminden itibaren 1 ay |
| Kiracının aynı ilçede konutu bulunması | TBK m. 352/3 | Sözleşme kurulurken bilinmemesi | Sözleşme sonunda dava |
| Ödeme temerrüdü | TBK m. 315 | En az 30 günlük süreli yazılı ihtar | Süre sonunda fesih ve tahliye talebi |
| On yıllık uzama süresi sonu | TBK m. 347 | 3 ay önceden yazılı bildirim | Bildirim üzerine dava |
İhtiyaç Nedeniyle Tahliyede “Samimiyet” Ölçütü
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bu alandaki yerleşik içtihadına göre, ihtiyaç iddiasının kabul edilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir. Salt “kirayı yükseltmek” amacına yönelik, görünürde ihtiyaç iddiaları reddedilmektedir.
Bu değerlendirmede mahkemeler; ihtiyaçlının hâlihazırda oturduğu konutun durumu, iş yerine yakınlık, ailevi koşullar, sağlık durumu ve taşınmazın niteliği gibi somut olguları birlikte ele alır.
Tahliye Taahhüdünde Geçerlilik Şartları
TBK m. 352/1’e göre tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için taahhüdün:
- Yazılı olması,
- Kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması,
- Belirli bir tarihi içermesi gerekir.
Uygulamada en tartışmalı konu, sözleşmeyle birlikte alınan ve tarihi sonradan doldurulan boş taahhütnamelerdir. Yargıtay’ın istikrarlı yaklaşımı, taahhütnamedeki imzaya itiraz edilmediği takdirde, belgenin sözleşmeyle aynı anda alındığı veya tarihinin sonradan doldurulduğu iddiasının kiracı tarafından ispatlanması gerektiği yönündedir. Bu ispat, uygulamada oldukça güçtür.
Yeniden Kiralama Yasağı (TBK m. 355)
İhtiyaç sebebiyle tahliye edilen taşınmaz, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla tahliyede ise taşınmaz, eski hâli ile üç yıl süreyle başkasına kiralanamaz.
Bu yasağa aykırı davranan kiraya veren, eski kiracıya son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.
Emsal Kararlar Işığında Kira Hukuku Uygulaması
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kira tespit davalarına ilişkin yerleşik uygulaması, hâkimin emsal kira bedellerini araştırırken bilirkişi raporuyla yetinmemesi, taşınmazın konumu, yaşı, yüzölçümü ve çevredeki benzer taşınmazların gerçek kira bedellerini birlikte değerlendirmesi gerektiği yönündedir. Ayrıca beş yılı dolduran sözleşmelerde bile, hâkimin belirlediği bedelde bir miktar indirim uygulayarak “hakkaniyet indirimi” yapması, uygulamada sıkça karşılaşılan bir yaklaşımdır.
Ödeme temerrüdüne dayalı tahliyede ise Yargıtay’ın vurguladığı temel nokta, ihtarnamenin içeriğidir. İhtarnamede ödenmesi istenen kira alacağının hangi aylara ait olduğu ve tutarı açıkça gösterilmeli, kiracıya en az otuz günlük süre tanınmalı ve bu sürede ödenmemesi hâlinde sözleşmenin feshedileceği belirtilmelidir. Eksik veya belirsiz ihtar, tahliye davasının reddine yol açabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında ise kira uyuşmazlıkları, çoğunlukla Anayasa m. 35’te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve m. 36’daki adil yargılanma hakkı çerçevesinde ele alınmaktadır. Mahkeme, kiraya verenin mülkiyet hakkı ile kiracının konut ve barınma menfaati arasında adil bir denge kurulması gerektiğini; bu dengenin yalnızca birinin lehine bozulmasının hak ihlali doğurabileceğini vurgulamıştır.
Not: Yukarıdaki değerlendirmeler, yerleşik içtihat eğilimlerinin özetidir. Somut dosyanızla birebir örtüşen güncel karar örneklerini, dosya incelemesi sonrasında paylaşmaktayız.
Uygulamadan Hipotetik Vaka Örnekleri
Aşağıdaki senaryolar, gerçek dosyalara ait olmayıp konunun günlük hayatta nasıl karşılık bulduğunu göstermek amacıyla oluşturulmuş varsayımsal örneklerdir.
Vaka 1: On Yıldır Aynı Kirayı Ödeyen Kiracı
Pendik’te bir konutunu 2014 yılında kiraya veren mülk sahibi, her yıl sözleşmedeki orana göre artış yapmış; ancak kira bedeli 2025 itibarıyla emsallerin oldukça altında kalmıştır. Mülk sahibi, kiracıyı tahliye etmek yerine bedelin güncellenmesini istemektedir.
Bu tabloda, sözleşme beş yılı çoktan aştığı için TBK m. 344/3 uygulanır ve kira tespit davası açılabilir. Ancak sonucun yeni dönemin başından itibaren geçerli olması için, dönem başlangıcından en az otuz gün önce yazılı ihtar gönderilmesi gerekir. İhtar gönderilmediği takdirde, davanın sonucu bir sonraki kira dönemine sarkabilir. Genel kural olarak bu tek ihmal, mülk sahibine bir yıllık kira farkı kaybı olarak yansır.
Vaka 2: “İmzalayın, Formalite” Denilen Tahliye Taahhüdü
Bir kiracı, sözleşmeyi imzaladığı gün kendisine uzatılan boş tarihli bir taahhütnameyi de imzalamıştır. İki yıl sonra kiraya veren, taahhütnameye tarih doldurarak icra takibi başlatır.
Kiracının savunması, belgenin sözleşmeyle aynı anda alındığıdır. Ancak imzanın kendisine ait olduğu tartışmasızsa, bu iddianın kiracı tarafından ispatlanması gerekir. Yazışmalar, tanık beyanları veya belgenin düzenlenme koşullarına ilişkin deliller bulunmadığı takdirde, sonucun kiracı aleyhine gelişmesi ihtimali yüksektir. Bu nedenle, imza aşamasında bir kira avukatı ile görüşmek, sonradan yürütülecek savunmadan çok daha etkilidir.
Vaka 3: Depozitosu İade Edilmeyen İşyeri Kiracısı
Pendik’te bir dükkânı üç yıl kullanan işletmeci, taşınmazı boşaltmış ancak anahtarı elden teslim etmiş, tutanak düzenlememiştir. Kiraya veren, duvarlarda hasar bulunduğunu ileri sürerek depozitoyu iade etmemektedir.
Burada belirleyici olan, taşınmazın teslim anındaki ve iade anındaki durumunun ispatıdır. Teslim tutanağı, fotoğraf, video veya tanık gibi delillerin yokluğunda ispat yükü ağırlaşır. Somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, anahtar tesliminin noter aracılığıyla ya da tutanakla yapılması, sonradan doğacak tartışmaların büyük bölümünü baştan önlemektedir.
Depozito (Güvence Bedeli) ve Ecrimisil Talepleri
TBK m. 342 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence para olarak kararlaştırılmışsa, kiracının onayı olmaksızın çekilmemek üzere bankada vadeli bir hesaba yatırılması gerekir.
Uygulamada bu hükme çoğunlukla uyulmadığı görülmektedir. Depozitonun elden alınmış olması, kiracının iade talebini ortadan kaldırmaz; yalnızca ispat yükünü ilgilendirir.
Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) ise sözleşme sona erdiği hâlde taşınmazın kullanılmaya devam edilmesi hâlinde gündeme gelir. Kira ilişkisinin devam ettiği dönemlerde talep edilecek olan kira alacağıdır; ecrimisil ise kira ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönemi kapsar. Bu ayrımın yanlış yapılması, davanın hukuki nitelendirme yönünden sorun yaşamasına neden olabilir.
Kira Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Bunun pratik sonuçları şunlardır:
- Arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan dava, usulden reddedilir.
- Arabuluculukta düzenlenen anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi koşullarıyla birlikte ilam niteliğinde belge kabul edilir.
- Anlaşamama hâlinde düzenlenen son tutanak, dava dilekçesine eklenmelidir.
Arabuluculuk masası, çoğu zaman “formalite” olarak görülmesine rağmen dosyanın kaderini belirleyebilir. Hazırlıksız oturulan bir müzakerede, gerçek alacağın çok altında bir tutar üzerinde ve “tüm haklarımdan feragat ediyorum” ifadesiyle anlaşma sağlanabilmektedir. Bu tür bir tutanak, sonradan açılacak davaların önünü kapatabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Pendik Özelinde
Görevli mahkeme: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Bu görev kuralı, dava değerinden bağımsızdır.
Yetkili mahkeme: Genel kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m. 6) yetkilidir. Ancak sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili kabul edildiğinden (HMK m. 10), kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilmektedir.
Pendik’te bulunan taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklar bakımından yargı çevresi ve ilgili adliye, dosyanın türüne göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle dava açmadan önce yargı çevresinin teyit edilmesi, kira avukatı Pendik aramasıyla ulaşılan bir vekilden alınacak ilk ve en temel hizmetlerden biridir.
Neden Bir Pendik Kira Avukatı ile Çalışmalısınız?
Kira hukukunda hak kayıplarının büyük bölümü, esasa ilişkin haksızlıktan değil usul ve süre hatalarından kaynaklanmaktadır. Aşağıdaki tablo, bir Pendik kira avukatı desteğinin somut olarak hangi aşamalarda fark yarattığını göstermektedir:
| Aşama | Avukatsız Süreçte Sık Görülen Hata | Hukuki Destekle Sağlanan Katkı |
|---|---|---|
| Sözleşme kurulması | Matbu sözleşme, eksik teslim tutanağı | Riske göre özelleştirilmiş hükümler, teslim tespiti |
| İhtar aşaması | Süresiz veya belirsiz içerikli ihtar | Kanuni süre ve içerik şartlarına uygun ihtarname |
| Arabuluculuk | Hazırlıksız müzakere, feragat içeren tutanak | Belge dosyası ve alacak hesabıyla müzakere |
| Dava | Yanlış dava türü, kaçırılan bir aylık süre | Doğru hukuki nitelendirme ve zamanında başvuru |
| İcra ve tahliye | Takip türünün hatalı seçimi | İİK m. 269 vd. uyarınca doğru takip yolu |
Göktepe Hukuk Bürosu olarak, kira uyuşmazlıklarında müvekkillerimize yalnızca dava aşamasında değil, sözleşmenin kurulduğu ilk andan itibaren destek sunmayı tercih ediyoruz. Zira önlenebilecek bir uyuşmazlık, kazanılacak bir davadan her zaman daha değerlidir.
Kira Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Alan deneyimi: Kira hukuku, genel borçlar hukukundan ayrışan teknik bir alandır. Daha önce yürütülen dosya tipleri önemlidir.
- Yerel yargı pratiği: İlgili adliyenin ve icra dairelerinin işleyişine hâkimiyet, süreç yönetiminde zaman kazandırır.
- Şeffaf bilgilendirme: Size “kesin sonuç” vaat eden değil, olasılıkları ve riskleri açıklayan bir yaklaşım aranmalıdır.
- Belge disiplini: İlk görüşmeye kira sözleşmesi, dekontlar, yazışmalar ve varsa ihtarnameler ile gitmek, değerlendirmenin sağlığını doğrudan etkiler.
Sıkça Sorulan Sorular
Kira artışı en fazla ne kadar yapılabilir?
Yenilenen kira dönemlerinde artış oranı, TBK m. 344 uyarınca bir önceki kira yılına ait TÜFE’nin on iki aylık ortalamalarına göre değişim oranını geçemez. Sözleşmeye daha yüksek bir oran yazılmış olsa bile, bu sınırın üzerindeki kısım genel kural olarak geçersizdir. Beş yılı dolduran sözleşmelerde ise kira bedeli, emsaller dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenebilir.
Kiracı kirayı ödemezse nasıl tahliye edilir?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya, TBK m. 315 uyarınca en az otuz günlük süre içeren yazılı bir ihtar gönderilmelidir. Bu sürede ödeme yapılmazsa sözleşme feshedilebilir ve tahliye talep edilebilir. Alternatif olarak, İcra ve İflas Kanunu m. 269 vd. uyarınca ilamsız tahliye takibi başlatılabilir. İhtarın içerik ve süre şartlarını taşımaması, talebin reddine yol açabilir.
Tahliye davası ne kadar sürer?
Süre; davanın türüne, delil durumuna, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Uygulamada ilk derece yargılaması ortalama 8 ay ile 2 yıl arasında sonuçlanabilmektedir. İstinaf aşaması bu süreye ekleneceğinden, sürecin baştan doğru kurgulanması toplam süreyi belirleyici biçimde etkiler.
Kira uyuşmazlığında arabulucuya başvurmak zorunlu mu?
Evet. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, ilamsız icra yoluyla tahliye hâlleri hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.
Depozito iade edilmezse ne yapılabilir?
Öncelikle kiraya verene yazılı ihtar gönderilerek iade talep edilmelidir. Sonuç alınamaması hâlinde, zorunlu arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra sulh hukuk mahkemesinde alacak davası açılabilir. Taşınmazın teslim anındaki ve iade anındaki durumunu gösteren tutanak, fotoğraf ve yazışmalar, bu tür dosyalarda belirleyici delil niteliği taşır.
Göktepe Hukuk Uzmanı Anlatıyor
Kira hukukunda başarı, çoğu zaman mahkeme salonunda değil, ilk ihtarnamenin kaleme alındığı anda belirlenir. Yanlış seçilen dava türü, eksik düzenlenen bir taahhütname veya kaçırılan bir aylık süre, esasen haklı olan tarafın dahi sonuç alamamasına neden olabilmektedir.
Bu nedenle, kiracı ya da kiraya veren olarak bir uyuşmazlıkla karşılaştığınızda, herhangi bir belge imzalamadan ve fiilî bir adım atmadan önce bir Pendik kira avukatı ile görüşmeniz önerilir. Göktepe Hukuk Bürosu olarak Pendik ve çevre ilçelerde kira sözleşmesi hazırlanması, tahliye davaları, kira tespit ve uyarlama davaları, depozito ve ecrimisil talepleri ile icra takipleri konusunda hukuki destek sunmaktayız.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut durumunuz için bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.