Kartal Boşanma Avukatı

Boşanma, yalnızca hukuki bir süreç değil; aynı zamanda kişinin hayatının en kırılgan dönemlerinden biridir. Bu dönemde atılan her adımın hukuki bir sonucu vardır ve bu sonuçlar çoğu zaman geri döndürülemez niteliktedir. Bu nedenle Kartal boşanma avukatı desteği almak, duygusal yükün altında kaybolan hakların korunması bakımından belirleyici bir tercihtir.

Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun), boşanma sebeplerini, nafakayı, velayeti ve mal rejiminin tasfiyesini ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Ancak kanun metni tek başına yeterli değildir; uygulamada belirleyici olan, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarıdır. Boşanma avukatı Kartal bölgesinde hizmet verirken, hem mevzuatı hem de İstanbul Anadolu Aile Mahkemeleri’nin yerleşik uygulamasını birlikte değerlendirmek gerekir.

Göktepe Hukuk Bürosu olarak bu rehberi; boşanma kararı aşamasında olan, dava süreci başlamış ya da karşı taraftan gelen bir dava dilekçesiyle karşılaşmış herkes için hazırladık. Amacımız, sürecin her aşamasını sade bir dille anlatmak ve hangi noktalarda hak kaybı riskinin doğduğunu önceden görebilmenizi sağlamaktır.

Kartal Boşanma Davası: Yasal Çerçeve ve Temel Kavramlar

Boşanma hukuku, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161 ila 184. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu hükümler; boşanma sebeplerini, dava usulünü, boşanmanın eşler ve çocuklar bakımından doğuracağı sonuçları kapsar. Yargılama usulü bakımından ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uygulanır.

Boşanma davası, kural olarak aile mahkemesinde görülür. Kartal’da ikamet eden ya da eşiyle son olarak Kartal’da birlikte yaşamış kişilerin davaları, Kartal’da bulunan İstanbul Anadolu Adalet Sarayı bünyesindeki aile mahkemelerinde görülmektedir. Bu durum, Kartal, Maltepe, Pendik, Tuzla ve Sultanbeyli gibi çevre ilçelerde yaşayanlar için de geçerlidir.

Uygulamada en sık karıştırılan konu, boşanma davasının hangi mahkemede açılacağıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yetki itirazının süresinde ileri sürülmemesi hâlinde, aslında yetkisiz olan mahkeme dahi davaya bakmaya devam edebilir.

Temel Kavram Yasal Dayanak Kısa Açıklama
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması TMK m. 166/1 Uygulamada en yaygın boşanma sebebi (genel sebep)
Anlaşmalı boşanma TMK m. 166/3 En az 1 yıl süren evliliklerde tarafların iradesiyle boşanma
Fiili ayrılık TMK m. 166/4 Reddedilen boşanma davasından sonra 3 yıl ayrı yaşama
Zina TMK m. 161 Özel ve mutlak boşanma sebebi
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış TMK m. 162 Özel ve mutlak boşanma sebebi
Terk TMK m. 164 İhtar şartına bağlı özel boşanma sebebi
Yetkili mahkeme TMK m. 168 Yerleşim yeri veya son 6 aylık ortak konut yeri
Boşanmadan doğan dava hakları TMK m. 178 Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl

Anlaşmalı Boşanma mı, Çekişmeli Boşanma mı? Boşanma Avukatı Kartal Değerlendirmesi

Boşanma davaları, tarafların iradesi bakımından ikiye ayrılır. Bu ayrım yalnızca sürenin uzunluğunu değil, aynı zamanda nafaka, tazminat ve velayet gibi tüm sonuçları doğrudan etkiler. Doğru dava türünün seçilmesi, sürecin en kritik stratejik kararıdır.

Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/3)

Anlaşmalı boşanmanın geçerli olabilmesi için kanunun aradığı üç temel şart vardır. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir.

Hâkim, tarafların hazırladığı boşanma protokolünü aynen onaylamak zorunda değildir. Özellikle çocukların menfaatine ilişkin düzenlemelerde hâkim, protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir ve taraflar bu değişikliği kabul etmedikçe boşanma kararı verilmez. Bu nedenle protokolün baştan hukuka ve çocuğun üstün yararına uygun kaleme alınması gerekir.

  • Süre avantajı: Genel kural olarak tek celsede sonuçlanabilir.
  • Maliyet avantajı: Yargılama gideri ve vekâlet ücreti bakımından daha ekonomiktir.
  • Riski: Eksik veya belirsiz kaleme alınmış bir protokol, boşanmadan sonra yeni davaların kapısını açar.
  • Geri dönülmezliği: Protokolde feragat edilen tazminat ve nafaka talepleri, kural olarak sonradan yeniden istenemez.

Uygulamadan bir örnek (varsayımsal senaryo): Kartal’da yaşayan bir çift, internetten buldukları hazır bir protokol metniyle anlaşmalı boşandı. Protokolde mal rejimine ilişkin tek cümle vardı: “Taraflar birbirlerinden herhangi bir talepte bulunmayacaktır.” Boşanmadan sonra kadın eş, evlilik içinde alınan ve erkek eş üzerine kayıtlı taşınmaz nedeniyle katılma alacağı talep etmek istediğinde, bu genel ifadenin kapsamı tartışma konusu oldu. Böyle bir uyuşmazlıkta sonuç, tamamen protokolün lafzına ve hâkimin yorumuna kalmaktadır.

Çekişmeli Boşanma

Tarafların boşanma iradesinde veya boşanmanın sonuçlarında (nafaka, velayet, tazminat, mal paylaşımı) anlaşamaması hâlinde çekişmeli boşanma davası gündeme gelir. Bu davada belirleyici olan tek şey vardır: kusur.

Çekişmeli boşanmada taraflar iddialarını delillerle ispatlamak zorundadır. Tanık beyanları, mesaj ve yazışma kayıtları, banka hareketleri, kolluk tutanakları, hastane raporları ve sosyal inceleme raporu en sık başvurulan delillerdir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller (örneğin eşin izinsiz olarak dinlenmesi veya konutuna kamera yerleştirilmesi) kural olarak hükme esas alınmaz ve ayrıca ceza sorumluluğu doğurabilir.

Karşılaştırma Anlaşmalı Boşanma Çekişmeli Boşanma
Yasal dayanak TMK m. 166/3 TMK m. 161-166
Ortalama süre 1-3 ay (somut olaya göre değişir) 1-3 yıl (istinaf/temyiz dâhil daha uzun)
Kusur incelemesi Yapılmaz Yapılır ve sonuçları belirler
Tanık dinlenmesi Gerekmez Kural olarak gerekir
Delil ihtiyacı Düşük Yüksek
Sonuçların kesinliği Protokolle belirlenir Hâkimin takdirine bağlıdır

Boşanma Sebepleri ve Kaçırılmaması Gereken Hak Düşürücü Süreler

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini “özel sebepler” ve “genel sebep” olarak ikiye ayırır. Özel sebeplerin bir kısmı hak düşürücü süreye tabidir; bu süreler geçirildiğinde, olay gerçekleşmiş olsa dahi o sebebe dayanarak dava açma hakkı ortadan kalkar.

Uygulamada en çok karşılaşılan hata, zina veya pek kötü muamele gibi ağır bir olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra bu sebebe dayanılarak dava açılmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 161 ve 162. maddeleri uyarınca, dava hakkı öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Ayrıca affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Boşanma Sebebi Yasal Dayanak Süre / Özel Şart
Zina TMK m. 161 Öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde 5 yıl; affeden dava açamaz
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış TMK m. 162 Öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde 5 yıl; affeden dava açamaz
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme TMK m. 163 Süre şartı yok; süreklilik aranır
Terk TMK m. 164 En az 6 ay ayrılık + ihtar + ihtardan sonra 2 ay bekleme
Akıl hastalığı TMK m. 165 En az 3 yıl sürmesi ve resmî sağlık kurulu raporu
Evlilik birliğinin sarsılması TMK m. 166/1-2 Süre şartı yok; ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi
Fiili ayrılık TMK m. 166/4 Reddedilen davanın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl

Önemli bir hatırlatma: Özel sebeplerden birine dayanma hakkı düşse dahi, aynı olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) kapsamında kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Bu nedenle sürenin geçmiş olması, her zaman dava yolunun tamamen kapandığı anlamına gelmez.

Kusur, Tazminat ve Nafaka: Yargıtay İçtihatları Işığında

Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m. 174)

Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesine göre maddi tazminat talep edebilmek için iki şart birlikte aranır: talep eden tarafın kusursuz veya daha az kusurlu olması ve mevcut ya da beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi. Manevi tazminat ise, kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa TMK m. 174/2 uyarınca tanınmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasında, tarafların eşit kusurlu olduğu hâllerde maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği kabul edilmektedir. Aynı şekilde Yargıtay, tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile hakkaniyet ilkesinin (TMK m. 4) gözetilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.

Varsayımsal vaka: On beş yıllık evliliğinde eşinin sürekli hakaretlerine ve ekonomik baskısına maruz kalan, çalışma hayatından uzak kalmış bir kadın dava açmıştır. Yargılamada erkek eşin ağır kusurlu olduğu tespit edilirse, kadın eş lehine hem maddi hem manevi tazminata hükmedilmesi gündeme gelebilir. Ancak kadın eşin de tanık beyanlarıyla sabit olan ağır sözlü saldırıları bulunuyorsa, kusur dengelenebilir ve tazminat talebi reddedilebilir. Sonuç, tamamen somut olayın özelliklerine ve hâkimin takdir yetkisine bağlıdır.

Yoksulluk Nafakası (TMK m. 175)

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla ve süresiz olarak bağlanabilen bir nafaka türüdür. Uygulamada en çok tartışılan konu, “yoksulluk” kavramının sınırıdır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, asgari ücret düzeyinde düzenli geliri bulunmak tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz; değerlendirme, tarafın zorunlu ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığına göre yapılır. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, fiilen evliymiş gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması hâlinde nafaka TMK m. 176 uyarınca kaldırılabilir.

Süresiz yoksulluk nafakası düzenlemesi, Anayasa Mahkemesi önüne birden çok kez taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi, düzenlemenin sosyal devlet ilkesi ve aile hukukunun koruyucu niteliği gereği Anayasa’ya aykırı olmadığı yönünde karar vermiştir. Bu nedenle mevcut hukuki durumda nafakanın süresizliği kural olarak korunmaktadır.

Tedbir ve İştirak Nafakası

Nafaka Türü Yasal Dayanak Kim Talep Eder? Süresi
Tedbir nafakası TMK m. 169 Eş ve/veya çocuk Dava süresince (karar kesinleşene kadar)
Yoksulluk nafakası TMK m. 175 Yoksulluğa düşecek eş Süresiz (koşulları değişirse kaldırılabilir)
İştirak nafakası TMK m. 182 Velayet kendisine verilen taraf Çocuk ergin olana kadar (eğitim hâlinde uzayabilir)
Yardım nafakası TMK m. 364 Altsoy, üstsoy ve kardeşler Yoksulluk devam ettiği sürece

Tedbir nafakası, dava açılmasıyla birlikte ve kusur araştırması yapılmaksızın hükmedilebilir. Bu, dava sürecinde ekonomik olarak zayıf durumdaki tarafın en önemli güvencesidir. Göktepe Hukuk Bürosu olarak, dava dilekçesinde tedbir nafakası talebinin açıkça ve gerekçelendirilmiş biçimde ileri sürülmesine özel önem veriyoruz.

Velayet ve Kişisel İlişki: Çocuğun Üstün Yararı İlkesi

Velayet, boşanma davalarının en hassas başlığıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi, velayetin düzenlenmesinde hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir; belirleyici ölçüt, ebeveynin değil çocuğun üstün yararıdır.

Bu ilke, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarının Korunması Sözleşmesi ile de güvence altına alınmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasında, idrak çağındaki (genel olarak 8 yaş ve üzeri) çocuğun mahkemece dinlenmesi ve görüşünün alınması, velayetin belirlenmesinde önemli bir usul şartı olarak kabul edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru kararlarında, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair mahkeme kararlarının makul sürede ve etkili biçimde uygulanmaması hâlinde Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bu kararlar, kişisel ilişki hakkının kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Velayet değerlendirmesinde mahkemelerin dikkate aldığı başlıca ölçütler şunlardır:

  1. Çocuğun yaşı ve gelişim dönemi – Özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde anne bakımına duyulan ihtiyaç.
  2. Ebeveynlerin fiili bakım kapasitesi – Çalışma düzeni, konut koşulları ve çocuğa ayrılabilen zaman.
  3. Sosyal inceleme raporu – Uzman pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyetin gözlemleri.
  4. Kardeşlerin birlikteliği – Kardeşlerin ayrılmaması, kural olarak çocuğun yararına kabul edilir.
  5. Ebeveynin çocuğu diğer ebeveyne karşı yabancılaştırma davranışı – Aleyhe değerlendirilen önemli bir unsurdur.

Varsayımsal vaka: Kartal’da yaşayan bir baba, tam zamanlı çalışması nedeniyle velayeti alamayacağını düşünerek talepte bulunmamıştır. Oysa mahkeme, sosyal inceleme raporunda çocukla güçlü bir bağ tespit edilmesi hâlinde geniş kapsamlı kişisel ilişki (yatılı hafta sonları, yarıyıl ve yaz tatili dönemleri) düzenleyebilir. Talep edilmeyen bir hakkın hâkim tarafından resen genişletilmesi her zaman mümkün olmadığından, taleplerin baştan doğru kurulması önem taşır.

Mal Rejiminin Tasfiyesi: Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

1 Ocak 2002 tarihinden sonra kurulan evliliklerde yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 202). Bu rejimde her eş, diğer eşin evlilik süresince edindiği malların değerinin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir. Ancak bu, “her mal ikiye bölünür” anlamına gelmez.

Kanun, malları edinilmiş mal (TMK m. 219) ve kişisel mal (TMK m. 220) olarak ayırır. Çalışma karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik ödemeleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal sayılırken; miras yoluyla kalan mallar, evlenmeden önce sahip olunan mallar ve manevi tazminat alacakları kişisel mal kabul edilir.

Kritik bir nokta: Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer (TMK m. 225). Dolayısıyla dava tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyeye dâhil edilmez. Bu kural, dava açma zamanlamasını stratejik bir mesele hâline getirir.

Mal Türü Nitelik Tasfiyedeki Durumu
Maaş ve çalışma geliri Edinilmiş mal (TMK m. 219) Katılma alacağına konu olur
Evlilik öncesi edinilen taşınmaz Kişisel mal (TMK m. 220) Kural olarak paylaşıma girmez
Miras veya bağış yoluyla gelen mal Kişisel mal (TMK m. 220) Kural olarak paylaşıma girmez
Kişisel malın kira geliri Edinilmiş mal (TMK m. 219/4) Katılma alacağına konu olur
Ziynet eşyası Kural olarak kadının kişisel malı İade veya bedeli talep edilebilir
Manevi tazminat alacağı Kişisel mal (TMK m. 220/3) Paylaşıma girmez

Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasından ayrı bir dava olarak açılır ve boşanma kararının kesinleşmesi beklenir. Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca, boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu bir yıllık süre, uygulamada en sık hak kaybına yol açan sürelerden biridir.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruyucu ve Önleyici Tedbirler

Boşanma sürecinin şiddet, tehdit veya ısrarlı takip içerdiği hâllerde, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun devreye girer. Bu Kanun kapsamındaki tedbir kararları, boşanma davasından bağımsız olarak ve çok hızlı biçimde alınabilir.

Başvuru için avukat zorunluluğu, delil sunma zorunluluğu veya harç ödeme yükümlülüğü bulunmaz. Aile mahkemesine, kolluk birimlerine veya Cumhuriyet başsavcılığına yapılan başvuru üzerine, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amir veya kolluk amiri tarafından da tedbir kararı verilebilir.

  • İşyerinin veya konutun değiştirilmesi ve kimlik bilgilerinin gizlenmesi
  • Şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması
  • Yaklaşmama, iletişim kurmama ve rahatsız etmeme yükümlülüğü
  • Silah teslimi ve varsa silah taşıma yetkisinin askıya alınması
  • Geçici koruma ve geçici nafaka kararı verilmesi

Bu tedbirlerin ihlali hâlinde, ihlal eden hakkında zorlama hapsi uygulanması söz konusu olabilir. Göktepe Hukuk Bürosu olarak, güvenlik riski bulunan dosyalarda boşanma davasından önce koruyucu tedbir başvurusunun yapılmasını öncelikli adım olarak değerlendiriyoruz.

Kartal Boşanma Avukatı Olarak Sunduğumuz Hizmetler

Hizmet Alanı Kapsam Kimler İçin?
Anlaşmalı Boşanma Protokol hazırlanması ve dava takibi Uzlaşan çiftler
Çekişmeli Boşanma Dava, delil yönetimi, tanık ve istinaf süreci Anlaşamayan taraflar
Nafaka Davaları Tedbir, yoksulluk, iştirak nafakası; artırım ve kaldırma Eşler ve çocuklar
Velayet ve Kişisel İlişki Velayet talebi, değiştirilmesi ve icra takibi Ebeveynler
Mal Rejimi Tasfiyesi Katılma ve değer artış payı alacağı davaları Eşler
Tazminat Talepleri TMK m. 174 kapsamında maddi ve manevi tazminat Kusursuz veya az kusurlu eş
Koruyucu Tedbirler 6284 sayılı Kanun kapsamında acil başvurular Şiddet mağdurları
Yabancı Mahkeme Kararı Tanıma ve tenfiz davaları Yurt dışında boşananlar

Boşanma Avukatı Kartal Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Avukat seçimi, dava stratejisinin ilk ve en belirleyici adımıdır. Aile hukuku, teknik bilginin yanında yüksek düzeyde iletişim ve süreç yönetimi becerisi gerektiren bir alandır. Bu nedenle değerlendirme yaparken salt ücret odaklı bir yaklaşım, uzun vadede çok daha maliyetli sonuçlar doğurabilir.

Dikkat edilmesi gereken başlıca ölçütler:

  1. Aile hukuku alanındaki deneyim yoğunluğu – Daha önce yürütülen benzer dosyaların niteliği.
  2. Yerel adliye tecrübesi – İstanbul Anadolu Aile Mahkemeleri’nin uygulama eğilimlerine hâkimiyet.
  3. Şeffaf bilgilendirme – Sürecin riskleri ve olası sonuçlarının baştan açıklanması.
  4. Gerçekçi beklenti yönetimi – “Kesin kazanırsınız” gibi taahhütlerden kaçınan bir yaklaşım.
  5. Yazılı avukatlık sözleşmesi – Ücret ve hizmet kapsamının belirlenmiş olması.

İlk görüşmeye giderken elinizdeki tüm belgeleri (nüfus kayıtları, tapu ve araç kayıtları, banka dökümleri, mesaj yazışmaları, varsa doktor raporları ve kolluk tutanakları) götürmeniz, hukuki değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi bakımından büyük önem taşır. Eksik bilgiyle kurulan bir strateji, dava ilerledikçe düzeltilmesi güç sonuçlar doğurabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kartal’da boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları, genel kural olarak tek celsede ve ortalama 1-3 ay içinde sonuçlanabilmektedir. Çekişmeli boşanma davaları ise delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre ortalama 1-3 yıl sürmekte; istinaf ve temyiz aşamalarıyla birlikte bu süre uzayabilmektedir. Kesin bir süre vermek mümkün değildir; süre, somut olayın özelliklerine göre değişir.

Boşanma davasında kusurlu taraf nafaka alabilir mi?

Yoksulluk nafakası bakımından belirleyici ölçüt, kusurun daha ağır olmamasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca, kusuru daha ağır olan taraf yoksulluk nafakası talep edemez. Buna karşılık eşit kusurlu taraf, yoksulluğa düşecek olması şartıyla nafaka talebinde bulunabilir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise ebeveynin kusurundan bağımsızdır.

Evlilik içinde alınan ev boşanmada ikiye bölünür mü?

Hayır, taşınmaz fiilen ikiye bölünmez. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eş, diğer eşin edinilmiş malı üzerinde ayni değil, alacak hakkına sahiptir. Bu nedenle talep, taşınmazın tapusunun paylaşılması değil, dava tarihindeki değerine göre hesaplanacak katılma alacağının ödenmesi şeklinde ileri sürülür. Miras veya evlilik öncesi edinilen taşınmazlar kural olarak bu hesaba dâhil edilmez.

Boşandıktan sonra nafaka ve tazminat talebi için süre var mıdır?

Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca, boşanmadan doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri bakımından da geçerlidir. Sürenin kaçırılması hak kaybına yol açacağından, boşanma kararının kesinleşme tarihinin takip edilmesi gerekir.

Anlaşmalı boşanma protokolü sonradan değiştirilebilir mi?

Protokolün eşlere ilişkin hükümleri, kural olarak boşanma kesinleştikten sonra tek taraflı olarak değiştirilemez. Ancak çocuğa ilişkin hükümler (velayet, iştirak nafakası ve kişisel ilişki) bu kuralın dışındadır. Koşulların değişmesi hâlinde, çocuğun üstün yararı gerekçesiyle her zaman yeni bir dava açılarak bu hükümlerin değiştirilmesi talep edilebilir.

Göktepe Hukuk Her Zaman Yanınızda

Boşanma sürecinde en maliyetli hata, hukuki desteğin dava sonuçlandıktan sonra aranmasıdır. Süresinde ileri sürülmeyen bir talep, imzalanan bir protokol veya kaçırılan bir hak düşürücü süre, çoğu zaman telafi edilemez. Bu nedenle sürecin başında doğru hukuki değerlendirmeyi yaptırmak, sonradan giriştiğiniz her düzeltme çabasından daha etkilidir.

Göktepe Hukuk Bürosu olarak, Kartal ve çevre ilçelerde aile hukuku alanında müvekkillerimize sürecin her aşamasında şeffaf ve gerçekçi bir hukuki temsil sunuyoruz. Boşanma yalnızca bir dava değil, hayatınızın yeniden kurulduğu bir dönemdir; bu dönemde yalnız olmadığınızı bilmenizi isteriz.

Hukuki Bilgi Notu

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her hukuki durum kendine özgü koşullar içerdiğinden, somut durumunuz için bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.